Yol Sohbetleri – OITheBlog

0

OİTheBlog içeriği, cümleleri, betimlemeleri ve özellikle de sosyal medyada paylaştıkları harika fotoğrafları yüzünden kıskançlıkla 😀 ve keyifle takip ettiğim nadir seyahat bloglarından birisi. Özgün dili, keyifli cümleleri ve akıcı içerikleri ile her bölümü ayrı bir hikaye havasında yazılmış blogları kim sevmez ki? Türkçe içerikli seyahat blogları arasında nadiren denk geleceğiniz bu sağlam içeriği ile OITheBlog tüm övgüleri fazlasıyla hakediyor.

Dostlukları çocukluk zamanına dayanan bu harika insanların yol ve yolculuğa dair fikirlerini okuduktan sonra bloglarını da ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Okudukça okuyasınız geleceğine eminim.

Merhaba sevgili Öykü ve İdil;

  • Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Öykü ve İdil? Ne iş yapar(dı), nerede yaşar(dı)?

Öykü: Ben Sinema – TV mezunuyum. İletişim üzerine de yüksek lisans yaptım. Bir süre senarist olarak çalıştım, ayrıca 15-16 yaşından beri türlü türlü yayınlarda yazdım hep. Sonra blogger-ımsı bir şey olduk işte. (Öyle demeyi pek sevmediğim için ondan hallice bir şey diyerek sıyrılıyorum işin içinden) Kendimi bildim bileli İstanbul’da yaşıyorum, çok ilginç bir tarafım yok. Bu konuda ilkokul arkadaşım İdil’in cevabı daha sarsıcı hahah 😊

İdil: Ben işletme mezunuyum. Yaklaşık 8 sene Amerika’da yaşadım, üniversiteyi de orada okudum zaten. Sonrasında Türkiye’ye döndüm, Öykü ile beraber yaşamaya başladık ve bir süre Türkiye’de yaşayan yabancılar için danışmanlık yaptım. Ardından oitheblog.com’u kurmamız ile ben de işi bıraktım.

  • Şu anda tam olarak neredesiniz? Bulunduğunuz yeri ve bugünlerde neler yaptığınızı kısaca anlatır mısınız? Bir sonraki yolculuğunuz nereye olacak?

Öykü: Sanıyorum ki şu anda ileride “abi hayatımızın en güzel dönemleriydi galiba” diyeceğimiz yılların başlarında bir yerdeyiz. Daha güzelini görürsek ne ala, görmezsek bu kadarı yeter de artar! En sevdiğimiz şeyi yapmaya devam edebilmek adına deliler gibi çalışıyoruz, özetle yoğun olmanın ve yorgunluğun alabileceği en güzel formu diyelim. Bu satırları yazarken bir yandan İdil bana bavul hazırlamam için baskı yapıyor, yarın yolculuk Budapeşte’ye, sonra daha büyük planlar var, sürprizi kaçmasın, biri beni sustursun.

  • Sözlükte veya ansiklopedilerde yazan tanımları gözardı ederek “YOL” ve “YOLCULUK” kelimeleri için kendi tanımınızı yapar mısınız? Bu kelimeler sizin için ne anlama geliyor?

Öykü & İdil: Son birkaç yılımızın özeti olan bu iki sözcük için tanım yapmak, bu sözcükleri belli bir tanımın içine oturtmak pek kolay değil. Her ikisi de şu an bizi biz yapan, karakterimizi tamamlayan, yaşantımıza şekil veren kavramlar. Yol dediğin şudur, yolculuk dediğin budur demeye cesaret edemedik doğrusu.

Prag
  • Uzun süreli yolculuklara çıkan birçok kişi gibi eminim sizin de yakın çevrenizde fikirlerinizi, hayallerinizi baltalamaya çalışanlar, gözünüzü korkutmaya çalışanlar olmuştur. Yolculuğa çıkana kadar bunlarla nasıl başa çıktığınızı anlatır mısınız?

İdil: Biz bu konuda şanslı sayılırız, özellikle ailelerimizden “gidin, görün, keşfedin” şeklinde gazı aldık da öyle yollara düştük zaten. Hala da en büyük destekçilerimiz onlardır, o yüzden böyle bir sorunla başa çıkma derdimiz olmadı pek.

  • Biraz özeleştiri yapmanızı isteyeceğim. Yaptığınız yolculuklar sonrasında hayatınızda, davranışlarınızda, huyunuzda olumlu veya olumsuz bir değişiklik olmuştur diye düşünüyorum. Yolculuk öncesi ve sonrası gözlemlediğiniz değişimler nelerdir?

Öykü&İdil: Biz bunu aramızda hep konuşuruz. Yollara düşmeden, bu iş bizim için kontrolsüz bir tutkuya dönüşmeden önceki hallerimiz tam anlamıyla KORKUNÇMUŞ gibi geliyor. O zamanki bakış açımız, dünya görüşümüz, hayattan beklentilerimiz şu an bizim için adeta birer alay konusu. İkimiz de bu 2-3 senelik serüvenimizde dev değişimler yaşadık ve şu an olduğumuz kişilere dönüşmemizin en önemli etkeni kesinlikle yolculuk tutkumuz.

Tabii her şey günlük güneşlik, “oh hayat çok güzel” şeklinde ilerlemiyor, birçok kişi açısından olumsuz kabul edilebilecek tarafları da var. Bu bir değişim olarak tanımlanamaz belki ama, bundan birkaç sene önceki hayat planlarımızın tamamen farklılaşmış olması anlamına geliyor aslında. Belli bir hayat düzenimiz, hayatımızda garanti olan bir konu, her ay yatan bir maaşımız yok mesela. Bırakın bir sonraki seneyi, bir sonraki ay hayatımızda ne olacağını bilmiyoruz. Hayatımızda neye dönüşeceğini bilmediğimiz süregelen bir karmaşa hakim. Şimdilik bu durumla ilgili bir derdimiz yok ama, ileride ne hissederiz bilemiyoruz tabii.

  • Yaşadığınız, yetiştiğiniz, sokaklarını, insanlarını bildiğiniz çevreyi ardınızda bırakıp, tek başınıza, haftalarca, aylarca hiç bilmediğiniz yerlerde bulunuyorsunuz. Uzun yolculuklar yapan birçok kişinin bu durumla başa çıkamayıp evlerine döndüğünü duymuştum. Zaman zaman da olsa ardınızda kalanları özlediğiniz oluyor mu? Bu durumla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Ingens Gate, Norveç

İdil: Bu soru tam bir yaramıza parmak basma sorusu olmuş, zira nadir de olsa sevdiklerimize önemli ya da özel sayılabilecek anları kaçırdığımızı hissettiğimiz olmuyor desek basbayağı yalan söylemiş oluruz. Çok uzun süre uzakta kalınca bir ev özlemi de olabiliyor. Özellikle seyahatteyken günde 30 km falan yürüdüğümüzü düşünürsek… Yine de yollarda olmanın verdiği mutlulukla kıyaslanabilir bir şey yok galiba.

Öykü: İdil haklı, bazı anlar geliyor, başlarım diyorum dünyayı görme isteğime de, keşfetme tutkuma da, ne yapıyorum ben arkadaş? Bu duygu genellikle orayı da görelim burayı da gezelim diye kendimizi perişan hallere soktuğumuz yolculuklarda aniden bastırıyor. Fakat sonra etrafıma bakıyorum, hiç tanımadığım insanların içinde, hiç tanımadığım sokaklarda, sağdan soldan bir yerden hiç bilmediğim dilde bir şarkı yükseliyor, tamam diyorum, benim için bundan daha mutluluk verici bir şey olamaz.

  • Bugüne kadar gezdiğiniz yerler arasında sizi en çok etkileyen neresi oldu?

Öykü: Bu soru bizim için “anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı” sorusuna denk, hayatta cevaplayamıyoruz. Güney Amerika’nın bizdeki yeri ayrı mesela. Arjantin, Şili, Uruguay, hepsine bayılıyor, bir kez daha gitmeyi iple çekiyoruz. İzlanda konusunda da bir zaafımız söz konusu. Yok mümkün değil, seçemeyiz… Biz gittiğimiz her yerde çok sevecek bir şey buluruz mutlaka.

Jökulsarlon Buzulu, Güney İzlanda
  • Yolculuklarınız boyunca en çok zorlandığınız yer neresi oldu? Sebebini ve başınıza gelenleri anlatırsanız çok sevinirim.

-Zorlanmak demeyelim ama, doğru düzgün bir biçimde planlayabilmek adına en çok çaba gösterdiğimiz yer sanırsak İzlanda’ydı. Bizim İzlanda’ya gittiğimiz dönemde İzlanda henüz bu kadar popüler bir rota haline dönüşmemişti, ortada bize yardımcı olabilecek doğru düzgün bir kaynak yoktu. Biz de şu anki halimizden bir tık daha amatördük ve hiç doğa odaklı bir seyahate çıkmamıştık, genellikle şehir keşfetmeye alışkındık. Bir anda işin içine uzun yollar, yanardağlar, gayzerler, şelaleler ve tabii ki kuzey ışıkları girince açıkçası bu işi kotaramayacağız diye bayağı endişelenmiştik. Neticede İzlanda gezimiz hayatımızda gerçekleştirdiğimiz en güzel seyahatlerden birine dönüştü tabii, oturmuş 50 sayfa yazı yazmışız OitheBlog’a, oradan da anlaşılıyordur herhalde biraz.

Milano Katedrali
  • Son olarak bu söyleşiyi okuyanlara iletmek istediğiniz bir şeyler var mı? Bu kısım serbest bölge, içinizden geldiği gibi yazabilirsiniz.

Muhtemelen bizden bir “gezin, görün, keşfesin, hayat güzel, lölölö” cümlesi bekleniyor ancak aslında bunun öyle hop diye yapılabilen bir şey olmadığını, birçok faktörün bir araya gelmesi gerektiğini biliyoruz. Bizi tanıyanlar bilir, ne kadar hayallerimizin peşinden koşmaya çalışsak da olaylara realist yaklaşmayı seviyoruz. Ancak şu da bir gerçek ki, yukarıda anlattıklarımızı, hissettiklerimizi, hayatımızın bir dönemini yola, yolculuğa adamış olmamızı anlayabilmenizin tek yöntemi gerçekten yollara düşmek. Bunu işinizi bırakıp yapmak zorunda değilsiniz, bunun için binlerce lira ayırmak zorunda değilsiniz, bunun için hayatınızdan vazgeçmek zorunda değilsiniz, inanın bir yolu bulunuyor. Dünya sizin, dünya bizim, dünya hepimizin ve hayat her gün aynı sokaklarda aynı insanlarla aynı havayı solumak için çok kısa.

Bağlantılar

Web sitesi: http://www.oitheblog.com

Facebook Sayfası: https://www.facebook.com/oitheblog

Instagram: https://www.instagram.com/oitheblog

Twitter: https://www.twitter.com/oitheblog

Paylaş
Önceki İçerikCebelitarık O’Hara Bataryası
Sonraki İçerikYaza Antalya ’da Merhaba Demek İçin 6 Sebep
Güneş AKDOĞAN
10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım. Google+

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın