Yol Sohbetleri – Dicle Doğan

0

Yol sohbetlerine ilk kez uzun mesafeleri yürüyen bir yolcuyu konuk etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Dicle Doğan bir performans sanatçısı, eğitmen ve koreograf. Gün gelmiş, kafası atmış, canı sıkılmış veya sadece biraz temiz hava almaya karar vermiş ve malzemelerini sırtlanıp başlamış yürümeye. İtalya’da yol adı, İspanya’da yürüdü, Norveç’e şöyle bir bakıp geri döndü. Şehirlerden, yürüdüğü yönden, bulunduğu ülkeden çok yolda olmanın, yürümenin ve hareket etmenin deneyiminin peşinde bir yolcu.

Dicle Doğan ile haberleşmeye başladığımızda henüz malzemelere bakıyordu, çantasını toplama derdindeydi. İlk kez böylesi bir yolculuğa çıkarak kamp yapacağını duyunca aklıma Wild filminin baş kahramanı Cheryl Strayed geliverdi. Ve kendi yolculuklarım bu düşüncelere eklendi. Elimden geldiğince deneyimlerimi paylaştım. Zaman içinde Dicle ile yazışıp yürüyüşlerini takip etme fırsatını yakaladım, nerelere ulaştığını gördükçe mutlu oldum. Tüm bunların yanında Dicle’nin sadece sırtına çantasını alıp hiç bir hesap yapmadan, beklentiye girmeden, derin ve ağır anlamlar yüklemeden yolda bulunmasını, yolu deneyimlemesini hayranlıkla izlemeye devam ediyorum. Dicle’nin yolculuklarını takip etmek isteyenler için yazının sonunda bağlantılar mevcut.

  • Bize biraz kendinden bahseder misin? Kimdir Dicle DOĞAN? Ne iş yapar(dı), nerede yaşar(dı), neden uzun yolları yürümeyi tercih eder?

Merhaba Güneş,
30 yaşındayım , Büyükada’da yaşayan bağımsız koreograf, eğitmen ve performans sanatçısıyım. Kendimle iletişimimin kaybolduğunu hissettiğim dönemlerde uzun yollar yürümeyi tercih ediyorum.

  • Yürümenin sana kattıkları ve senden aldıkları nelerdir?

Yürümenin kattıklarını nasıl satırlara dökebilirim bilemiyorum. İfade etmeye çalışacak olursam yürürken basitliğin güzelliklerini keşfediyorum. Gündelik hayat bana bunu vermiyor sanki. O kadar uyaran var ki etrafımda doyumsuzlaşmaya başlıyorum. Yürürken yediğim yemek, yattığım yatak, gördüğüm manzara bende hep hayranlık uyandırıyor. Ve kendime her defasında şunu söylüyorum: “Hayat çok basit ve basitlikler içinde harika.” En önemlisi kendi içimde keşfettiğim o sonsuz güç kendimi sevmem için sebepler yaratıyor bende.

Benden aldıklerı ise gündelik hayatımın rutininde ortaya çıkıyor. Zamansızlık kavramım, kendime duyduğum sevgim, acı ile baş etmeye çalıştığım anların keşfini bir kere öğrendikten sonra rutine ayak uydurup o ritmin içinde varolmaya çalışmak çok zor geliyor bana. “İzole olmak sistemin içinde kendi kendini yok etmek mi?” diye sorularla boğuşuyorum.

  • Şu anda tam olarak neredesin? Bulunduğun yeri ve bugünlerde neler yaptığını kısaca anlatır mısın? Bir sonraki durağın neresi olacak?

Şu aralar evimdeyim 🙂 Bir süredir çeşitli tiyatro kurumlarında ve topluluklarında koreograf olarak çalışıyorum. Aynı zamanda oyunculara hareket dersleri veriyorum.

Bir sonraki hedefim Japonya’da bulunan Shikoku Hac Yolu’nu yürümek. Uçak biletlerinin pahalılığı ve benim bir sanatçı olarak kazandığım para ile hayallerim ve gerçekliğim çok örtüşmüyor sanki 🙂

  • Sözlükte veya ansiklopedilerde yazan kavramları gözardı ederek “YOL” ve “YOLCULUK” kelimeleri için kendi tanımını yapar mısın? Bu kelimeler senin için ne anlama geliyor?

YOL; benim için olanı, olacağı bilmeden akmak demek.

YOLCULUK; Hiçbir şeyin içinde her şey olabilmek.

  • Uzun süreli yolculuklara çıkan bir çok kişi gibi eminim senin de yakın çevrende fikirlerini, hayallerini baltalamaya çalışanlar, gözünü korkutmaya çalışanlar olmuştur. Yolculuğa çıkana kadar bunlarla nasıl başa çıktığını anlatır mısın?

Anneme ve dostlarıma ben yürüyerek seyahat etmeye gidiyorum dediğimde uzun bir süre algılayamadılar. Klasik bir Dicle heyecanı deyip aslına bakarsan çok ciddiye almadılar beni. Ne zaman ki yürümek için gerekli malzemeleri almaya başladım işin ciddiyetini anladılar. Sanatçı olmanın ve böyle bir çevreye sahip olmamın şansı olsa gerek beni kimse baltalamaya çalışmadı. Her yürüyüşümün öncesi toplanıyoruz hatta benim için paralar toplanıyor, güzel dualar, dilekler ile uğurlanıyorum. Epey şanslıyım 🙂 Benim tek sıkıntım ara ara “kadın” olduğumu hatırlatan cümleler. Gerek iyi niyetlerde gerek uyarılarda bu kelime beni çok rahatsız ediyor. Dedim ya yolculuk benim için hiçbir şey olduğum bi yer. O yüzden hiçbir şey olarak yürümek istiyorum.

  • Biraz özeleştiri yapmanı isteyeceğim. Yaptığın yolculuklar sonrasında hayatında, davranışlarında, huyunda olumlu veya olumsuz bir değişiklik olmuştur diye düşünüyorum. Yolculuk öncesi ve sonrası kendinde gözlemlediğin değişimler nelerdir?

Son zamanlarda bencil olmakla yargılanıyorum. Ya da sevgisiz. Aslında ne söylemek istediklerinin farkındayım. Kendinle uzun süre kalınca etrafındaki olup bitenlere mesafeli kalmayı öğreniyorsun ya da tercih etmeye başlıyorsun. Sevginin tanımı bende çok değişti. Ben her şeyi sevmeyi ama hiçbir şeyle ilişki kurmamayı öğrendim yolculuklarım esnasında. Her yer bana ait olabilecek kadar benim ama ertesi gün bir daha dönmeyeceğim kadar akıcı. Ha birde hoşçakal demeyi öğreniyorsun yolda.

Unutmak istemeyeceğin her şeye hoşçakal demeyi!

  • Yaşadığın, yetiştiğin, sokaklarını, insanlarını bildiğin çevreni ardında bırakıp uzun süre hiç bilmediğin yerlerde bulunuyorsun. Uzun yolculuklar yapan bir çok kişinin bu durumla başa çıkamayıp evlerine döndüğünü duymuştum. Zaman zaman da olsa ardında kalanları özlediğin oluyor mu? Bu durumla nasıl başa çıkıyorsun?

Bu her seyahatimin ikinci haftasında yakamı bırakmayan bir gerçek. Çok özlüyorum evimi, köpeğimi, kedimi, sevgilimi, ailemi, dostlarımı… Sayarım gider. Yürümenin en çok şu özelliğini seviyorum;

Aynı eylemin içinde her anın değişkenlik gösteriyor olması beni mutlu eden yegane şeylerden biri. Özlemimle baş etmem için çok güzel bir motivasyon yaratıyor bende.

  • Biraz da hayal dünyana inelim ne dersin? Hiçbir kısıtlamanın olmadığını düşün. Bugün hesabına milyon lira yatıyor mesela. Vize ve zaman derdin yok. En büyük yolculuk hayalini gerçekleştirmek kalıyor sana. Nereye, nasıl ve neden gidersin?

Köpeğim Chloe ile yürüyerek dünya turu yapmak istiyorum 🙂 Son iki yıldır başka hiçbir şeyi hayal etmedim sanırım 🙂

  • Yürüyüşlerin boyunca en çok zorlandığın yer neresi oldu? Sebebini ve başına gelenleri anlatırsan çok sevinirim.

Norveç. Çok büyük hayallerle gitmiştim Norveç’e. Yarım bıraktığım için üzgün de hissediyorum aslında. Maddi olarak çok zorladı beni. Hava koşullarının değişkenliği ayrı bir hadise. Bir anda kar ile karşılaşırken 1 saat sonra günlük güneşlik bir yerde kendimi buluyor olmam elimdeki malzemeler konusunda yetersiz olduğumu farkettirdi bana. Ve bir bakıma deneyimsiz olduğumu hissettirdi. Orası başka bir ruh hali ve başka bir deneyim istiyor. Sert ve depresif bir hali vardı Norveç’in. Kaçıp rakı içmek istedim. Böyle de yalnız olunmaz ki dedirtti.

  • Yürüyerek seyahat etmenin en güzel yanı nedir?

Kendimiz için bir şeyler yapmanın işe yaramaz bir hobi olduğuna inandırılıyoruz. Ben’i önemsemenin bencillik olduğuna ikna ediyor sistem bizi. Bence kendine iyi ki varsın diyebilmek başkasını sevebilmenin birinci koşulu. Bu yüzden yürüyorum. Acının dönüştürdüğü mutluluğu öğrenebilmenin yolunun kendi sessizliğinden geçtiğini anlayabilmek için. Kendime tahammül edebildiğim zamanlarda neye dönüşebildiğimi görebilmek için. İç sesimle ne kadar mükemmel bi çift olduğumuza bir kez daha ikna olmak için 🙂

  • Son olarak bu söyleşiyi okuyanlara iletmek istediğin bir şeyler var mı?

Dünyanın yürünebilecek kadar küçük olduğuna inanın ki ruhunuz sonsuz danslar edebilsin!

Bağlantılar

Web sitesi: dogandicle.blogspot.com.tr

Instagram: dicle.dogan

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın