İstanbul’da Tarihi Bir Haftasonu

0

Zaman zaman İstanbul’a uğrayıp bir hafta, on gün vakit geçirmek, arkadaşlarımı ziyaret etmek ve şehrin sevdiğim semtlerini gezmek alışkanlık halini aldı. İtiraf etmek zorundayım, İstanbul’a ayılıp bayılan birisi değilim fakat bu durum şehri gezmeme, fotoğraflar çekmeme engel değil.

İstanbul’un tarihi dokusunu bir kaç gün de olsa ziyaret etmek isteyenler için Sultanahmet Otelleri iyi bir seçenektir. Kapalıçarşı, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapı sarayı, yerebatan sarnıcı ve daha bir çok tarihi noktaya yürüme mesafesinde konaklamak hem zaman kazandırır hem de İstanbul’un karmaşasından uzak kalmanıza yardımcı olabilir. İstanbul otelleri arasında ekonomik ve görece basit olanından en lüks imkanlara sahip gösterişli otellere kadar çok farklı seçenekler bulmak mümkün. Bir sonraki İstanbul ziyaretiniz için bütçenize en uygun otel seçeneklere Abbas Yolcu ile ulaşabilirsiniz.

Topkapı Sarayı

Topkapı sarayını ne kadar gezersem gezeyim yine de doyamıyorum diyebilirim. Osmanlı döneminin saray yaşantısını anlamak, iç içe inşa edilmiş bölümlerin mimarilerindeki detaylara takılmak, bahçesinde aylak aylak vakit geçirmek gibi çok sayıda bahanem var.

Hazine, darphane gibi yönetim yapılarının yanında sultanın resmi ikametinin de burada bulunması Topkapı Sarayını farklı ve özel kılar. Sultan burada hem yaşıyor hem de devleti yönetiyormuş. Bir nevi ev-ofis de diyebiliriz. Tabii bizim bir, iki odalı ev-ofislerimizden biraz farklı.

Yerebatan Sarnıcı

Eski İstanbul’un kalbi olan Sultanahmet Meydanı’nın hemen yakınındaki Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en büyük sarnıcıdır.

Sarnıç, 6. yüzyılda kentin ve Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak için yapılmış. Şehrin kuzeyinden bir kemer sistemiyle getirilen su, bu sarnıçta depolanıyormuş.

Sarnıçın içi oldukça güzel ve etkileyici fotoğraflar çekmek için harika bir yer. Sarnıcın iyice arkalarında yer alan iki Medusa başı ise favorimdir. Efsanelere konu olan olan bu Medusa başlarının neden buraya getirildiği bilinmiyor.

Hipodrom

Bizans döneminde hipodrom olarak adlandırılan meydan Osmanlı döneminde Ay Meydanı olarak adlandırılmış. Halk tarafından izlenen resmi törenlere ev sahipliği yapan meydanda günümüze kalan az sayıda Bizans dönemi eser bulunur. Dikilitaş, Örme Dikilitaş, Yılanlı Sütün ve Alman Çeşmesi meydanı ziyaret edenler kadar benim de dikkatimi çekiyor.

Ayasofya

Sanat ve mimarinin en güzel örneklerinden birisi olan Ayasofya muhtemelen İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinin başında yer alır. Dünyanın 8. harikası olarak kabul edilen Ayasofya İstanbul’un dünya ünlü tarihi simgelerinden birisi. 527-565 arasında İmparator Justinianos tarafından yaptırılan Ayasofya 916 yıl kilise olarak kullanılmıştır. 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethiyle camiye çevrilerek, 482 yıl cami olarak kullanılmış. Atatürk’le birlikte 1935’ten bu yana müze olarak ziyaretçilere hizmet vermekte.

Sultanahmet Camii

Dünyada “Mavi Cami” olarak bilinmesinin çok basit bir sebebi var. Sahip olduğu baş döndüren mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileri, yarum ve büyük kubbenin içindeki mavi ağırlıklı kalem işlerini görünce Mavi Cami adının da hakkını verdiğini gördüm. Sultan 1. Ahmet tarafından yaptırılan cami Kabe’den sonra dünyanın ilk altı minareli camisidir. Medrese, darülkurra, sıbyan mektebi, türbe, arasta, dükkanlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebilden oluşan bir külliye olan cami, hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en önemli tarihi yapılarından birisidir.

Gülhane Parkı

Şarkılara, olaylara, şiirlere konu olan tarihi Gülhane Parkı, Alay Köşkü, Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında yer alır. Bizans döneminde kışla, Osmanlı döneminde ise kutlama olarak kullanılan park 2003 yılında yapılan peyzaj yenilemesiyle son görünümüne kavuşmuş.

Günümüzde Gülhane parkı ortak bir buluşma noktası olmasının yanısıra insanların oturabilmesi için dinlenme alanlarına ve çocukların eğlencesi olan oyun alanı ile ziyaretçilerin keyifli vakit geçirmesine olanak sunar.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın