Cebelitarık St. Michael Mağarası

0

Berberi makaklarının etrafta fırlamalık yaptığı sığınağını ardımızda bırakıp kısa bir yürüyüş yaparak bu bölgede görmeyi en çok istediğim yere, St. Michael mağarasına uğruyoruz. Mağaraları çocukluğumdan beri hep sevmişimdir. Damlaların sabrı ile yüz binlerce yılda oluşabilen sarkıt ve dikitlerin insanı hayretlere bırakan dünyasını kim sevmez ki?

Cebelitarık kayasının yüksek bir noktasında böylesine muazzam ve tarihi önemi büyük bir mağara ile karşılaşmayı hiç beklemiyordum. Yarımadada bulunan 150 mağaranın en büyüğü, denizden 274 metre yükseklikteki St. Michael mağarası muhteşem görünümlü sarkıt ve dikitlerle beni büyüledi.

Mağara ile ilgili ilk kayıtlar M.S. 45 yılına uzanıyor. Bu kadar eski yıllardan beri bilinen ve kullanılan mağara hakkında çok sayıda efsane de dilden dile dolaşarak günümüze kadar ulaşmış. Bunlar arasında en ünlüsü mağaradan Afrika kıtasına uzanan 24 km uzunluğunda bir tünelin varlığı hakkındadır. Cebelitarık kayasında yaşayan Berberi Makaklarının bu yolla Fastan geldiklerini söyleyen araştırmacılar bile mevcut. Antik Yunan efsanelerine göre bu mağara yeraltı dünyasına açılan Hades’in Kapısıdır.

Gerçekler ise bu efsane kadar ilgi çekici. Mağaranın en büyük bölümü “Üst Salon”a 5 geçitle bağlanan daha küçük salonda, 12 ile 45 metre arası derinliğe sahip bölgeler insanı hayrete düşürecek güzellikte. Kiminin derinliği 76 metreye ulaşan daha küçük bölümlere ulaşmak için oldukça küçük, dar deliklerden geçmek gerekiyor. Mağaranın dipsiz bir kuyu olduğu yönünde inançlar da oldukça yaygındır. Mağaranın içinde yer alan Katedral bölümünde ise 400 kişilik bir konser ve gösteri alanı mevcut. Biz denk gelmedik fakat burada sık sık sahnelenen konserler, bale ve tiyatro oyunlarından birine katılmak eşine az rastlanır türden deneyim sunacaktır.

Paylaş
Önceki İçerikÇadır Kazıkları
Sonraki İçerikCebelitarık O’Hara Bataryası
Güneş AKDOĞAN
10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım. Google+

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın