Cebelitarık Kuşatma Altındaki Şehir Müzesi

0

Mağribi Kalesi’nin ardından kısa bir yürüyüşle Kuşatma Altındaki Şehir konulu açık hava müzesine varıyoruz. Müzeye 18. yy. başlarında İngilizler tarafından inşa edilen ilk yapılar ev sahipliği yapıyor. Bu yapılar cephanelik ve mermi yapmaya yarayan bir laboratuvar olarak kullanılmıştır. Büyük kuşatma zamanında evlerini terkedip kayanın yüksek kesimlerinde direnen halk ve askerlerin yaşamlarını betimleyen çeşitli figürler ve bilgilendirici tabelalar görülmeye değer. Son derece canlı görüntüler sağlayan figürler kuşatmanın dehşetini bir nebze olsun yaşamama sebep oldu.

Dönemin askerleri nöbetleri sırasında uyanık kalmak için duvarlara çeşitli çizimler yaparak vakit geçirirmiş. O dönemler nöbette uyuyan askerin sonu ölüm cezası. Bu çizimler arasında en eskisi 1726 yılına kadar uzanıyor. Çeşitli çizimlerin arasında en çok dikkat çeken ikisi Başçavuş Ince’ye atfedilen Büyük Kuşatma Tünelleri’nin mimarisi ve yanındaki kalyon çizimidir.

Müzenin çeşitli yerlerinde bulunan figürler ise büyük kuşatma zamanı sivillerin hangi zorluklarla hayatta kalmaya çalıştıklarını ziyaretçilere sunuyor. Cebelitarık’ın ilk İngiliz yerleşimcilerinin karşılaştığı zorlukları, bunların üstesinden nasıl geldiğini bir nebze olsun anlamak için müze ziyareti güzel bir başlangıç olacaktır.

Aşağıdaki bilgileri Cebelitarık Turizm Ofisinin web sitesinden derledim. Kuşatma altındaki şehir müzesini gezerken aldığım broşürler gördüklerimi daha iyi anlamama yaramıştı. Sizin de yolunuz buraya düşerse bu sayfayı çıktı alarak faydalanabilirsiniz.

Cebelitarık’ta Kanun ve Düzen

Kuşatma altındaki şehirde düzeni korumak için çok ciddi ve sert önlemler alındı. Yükselen gerginlik, can sıkıntısı, kızgınlık ve alkol bir araya gelince ortalıkta ufak çaplı sorunlar yaşanması son derece olası. Verilen cezalar arasında en sık başvurulanı dokuz kuyruklu kırbaçlar yer alıyordu.

Alaydaki bir davulcu en çok kırbaç cezasına çarptırılan kişi olarak ünlendi. Burada yaşadığı ilk 14 yıl boyunca toplam 30.000, evet doğru okudunuz otuz bin kırbaç darbesi ile cezalandırıldı. Yılda ortalama dört bin kırbaç darbesi anlamına geliyor.

Gıda

Un stoklarını korumak için General Elliott askerlerin saçlarına un sürerek beyazlatmasını yasaklamıştır. Elliott diğer herkese örnek olması için haftada 110 gram pirinç ile hayatta kalmayı başarmıştır. En ufak gıda malzemesine bile büyük ödemeler yapıldığını duyan kaçakçılar düşmanlara farkettirmeden Kuzey Afrika’dan kaçak gıda getirmeye bile başlamış. Ne yazık ki siviller büyük oranda ot, deniz yosunu ve yabani soğanlar ile hayatta kalmaya çalışmıştır. Kuşatma zamanında bir lahana askerlerin 2,5 günlük yevmiyesine eşdeğerdi. Koyun kelle ve paçası ise 3 haftalık maaşlarına denk gelmekteydi.

Zafer İçin Yapılan Ekimler

Kuşatma sırasında Cebelitarık Kayasının bir bölgesinde sıkışıp kalan halk taze sebze ve narenciyeden mahrum kaldı. Bu da özellikle C vitamini yetersizliğine sebep oldu. Bunun sonucunda ise iskorbüt hastalığı gitgide yayılmaya başladı. Bu ölümcül hastalıkla başa çıkmak için General Elliot tüm asker ve sivillere mümkün olan her yerde sebze ve meyve yetiştirmeyi emretti.

Ölümler ve Hastalıklar

Kuşatma süresince çok sayıda insan yetersiz gıda ve uzun süren sağlıksız koşullarla da mücadele etmek zorunda kaldı. Tahmin edeceğiniz üzere çiçek hastalığı, sarı humma, grip, dizanteri ve iskorbüt gibi rahatsızlıklar toplumu sarmaya başladı. Kuşatmanın ilk yılında sadece çiçek hastalığı yüzünden çoğu çocuk 500 kişi yaşamını yitirdi. Kuşatma sırasında dev toplar kullanarak savaşılmış olsa da hastalıklar yüzünden çok daha fazla insan hayatını yitirmiştir.

Paylaş
Önceki İçerikMasmavi Dokusu ile Turist Çeken Cennet: Marmaris
Sonraki İçerikHessen Gezi Rehberi
Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.
Google+

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Adınızı yazın