Ne zaman nereye gideceği bilinmeyen gezgin.
Ne zaman nereye gideceği bilinmeyen gezgin.

Yol Sohbetleri – Hale SARGIN

Bu hafta “Yol Sohbetleri” bölümünün konuğu uzun süredir sırtındaki çanta ile Güney Amerika’yı arşınlayan, “işim gücüm GEZMEK” diyen Hale SARGIN. Hale “İşim Gücüm Gezmek” sloganının hakkını sonuna kadar veriyor. Sosyal medyadan takip etmeye başladığımda standart olan “Güney Amerika’da bir sırtçantalı daha” sözünü ettiysem de zaman içinde farkettim ki Hale Güney Amerika’da değil Güney Amerika’yı “geziyor”.

Bir gün buzulların olduğu bir bölgede yürüyorken, kısa süre sonra sıcak ve bomboş bir çölde bisiklet sürerken karşıma çıkması kendisini çok büyük keyifle izlememe sebep oluyor. Keyfine göre otostop çeken, çiftliklerde gönüllü işler yapan, bir dernek yararına uzun mesafe koşulara katılan, gittiği yerin dokusunu benimseyen ve her şeyden önemlisi hayatı yolda yaşayan sevgili Hale ile çok keyifli bir söyleşi yaptık.

Ne zaman nereye gideceği bilinmeyen gezgin.
Ne zaman nereye gideceği bilinmeyen gezgin.

Merhaba sevgili Hale;

  • Bize biraz kendinden bahseder misin? Kimdir Hale? Ne iş yapar(dı), nerede yaşar(dı), neden sırtında çanta ile ülke ülke gezer?

Topuklu ayakkabılarım, mini eteğimle şık restoranlarda motivasyon yemeklerine katılan bir beyaz yakalıydım. İstanbul’da özel bir bankanın Kurumsal İletişim departmanında çalışıyordum. Bu suni dünyaya ait olmadığımı hissetmesine hep hissediyordum da bir türlü bu çarkın içinden kendimi dışarı atamıyordum. Hem ne yalan söyleyeyim o topuklu ayakkabılar da hep canımı yakıyordu. “-miş gibi” yaşayıp 10 senemi bu dünyada geçirdikten sonra başka bir Dünya’da yaşayabilme imkanlarımı zorlayıp istifa ettim.

Artık daha fazla kapitalist sistemin modern kölesi olmak istemiyorum. Sırtımda çantamla gezerken bu düzenden çıkabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Daha az tüketmenin, daha fazla üretiyor olmanın, kapitalist sistemin sunduğu hayalleri değil, kendi hayallerimi gerçekleştiriyor olmanın keyfiyle uyanıyorum. İnan, kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim daha önce.

  • Şu anda tam olarak neredesin? Bulunduğun yeri ve bugünlerde neler yaptığını kısaca anlatır mısın? Bir sonraki durağın neresi olacak?

Şili’de, gaz taşımacılığı yapan bir kamyonun içinde seyahat ediyorum şu an ☺ Otostopta bugün şansıma bu araç çıktı. Kamyonun geniş camından Pasifik Okyanusu’nu seyrederken bir yandan da Kübalı şarkıcı Silvio Rodriguez’i dinliyoruz. Son 2 aydır Şili’nin kuzeylerini dolaşıyordum. Başkent Santiago’dan başlayıp kuzeylere doğru bir çok kıyı şeridindeki sahilde güneşlenip, Atacama Çölü’nde bol bol pedallayıp, Bolivya sınırı ve Peru sınırına kadar adımladım. Şili’nin güneylerinde geçirdiğim 7 aylık soğuk ve yağmurlu günlerden sonra buranın kavurucu sıcağı ve yağmur düşmeyen toprakları sanki bambaşka bir ülkeye gelmişim hissi uyandırdı bende. 9 aydır Şili’yi dolaşıyorum ama Şili benim için hala bitmedi, altından girip üstünden çıktım ama güneylerinde görmediğim bazı yerler var, oralara doğru yol almayı istiyorum

otostop

  • Sözlükte veya ansiklopedilerde yazan kavramları göz ardı ederek “YOL” ve “YOLCULUK” kelimeleri için kendi tanımını yapar mısın? Bu kelimeler senin için ne anlama geliyor?

Yol, yaşamakta olduğumuz hayat.
Yolculuk ise bu hayat için seçtiğimiz yaşam tarzımız.

  • Uzun süreli yolculuklara çıkan bir çok kişi gibi eminim senin de yakın çevrende fikirlerini, hayallerini baltalamaya çalışanlar, gözünü korkutmaya çalışanlar olmuştur. Yolculuğa çıkana kadar bunlarla nasıl başa çıktığını anlatır mısın?

Nasıl başa çıkacağımı öğreten bir hikaye duydum:

“Zamanın birinde, kaplumbağalar arası bir yarış organize edilmiş. Yarışmanın kuralı: “Tepeye ilk varan kaplumbağa yarışı kazanır.” şeklindeymiş. Vakti gelince, bir sürü kaplumbağa arkadaşlarını seyretmek için yarış yapılacak bölgeye toplanmışlar. Ve yarış başlamış. Seyircilerden hiçbiri arkadaşlarının bu tepeye çıkabileceğine inanmıyormuş. Kimileri bu inançlarını yüksek sesle dile getirmekten kaçınmıyorlarmış. Öyle ki, yarışmacıların bazıları: “Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!” seslerini dahi işitebiliyormuş. Yarışmaya katılan kaplumbağalar bu tepeye ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar.

İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmaz bir gayretle tepeye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyircilerin sesleri yükselmeye başlamış; giderek bağıranların sesleri yarış alanında yankılanır olmuş: “…Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!“ Sonunda bir tanesi hariç, tüm kaplumbağalar ümitlerini, gayretlerini yitirmiş ve yarışı terk etmişler. Ama yarışta yapayalnız kalan son kaplumbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek, bu tepeye çıkmayı başarmış. Diğer yarışmacılar ve seyirciler, hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kaplumbağa ona yaklaşmış ve sormuş, bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki… bu tepeye çıkan kaplumbağa sağırmış!

dag

  • Biraz özeleştiri yapmanı isteyeceğim. Yaptığın yolculuklar sonrasında hayatında, davranışlarında, huyunda olumlu veya olumsuz bir değişiklik olmuştur diye düşünüyorum. Yolculuk öncesi ve sonrası kendinde gözlemlediğin değişimler nelerdir?

Yola çıkmadan önce çok meşgul bir kadındım. Çalışma hayatımdan kalan saatlerde her dakikamı dolduracak aktivitelerim vardı. Ertesi günkü işleri kafamda organize ederken tiyatrodan dansa, spordan konsere hep koşuşturmaca halinde geçerdi hayatım. Zamandan kazanmak için yürüyen merdivenin soluna geçip yürüyen merdivenlerde yürüyerek zaman kazanmaya çalışır, bir yandan da yeni çıkan albümlerden parçalar dinlerdim, metroya bindiğimde de hemen kitabımı açar, en son minibüste kaldığım yerden devam ederdim.

Yola çıktıktan sonra meşguliyetin en büyük kaçış olduğunu anladım. Aslında beni mutlu etmeyen bu sistemi sorgulamaktan kaçıyormuşum. Ne kadar çok yormuşum kendimi, şimdi daha çok farkına varıyorum. Yolda olmak, bana daha rahat olmayı, hiç bir şey için acele etmeye gerek olmadığını, koşturarak değil salınarak yürüyüp etrafı seyretmeyi öğretti. Hayat, elimdeki lolipop, acele acele dişleyerek değil, nazikçe dilimi lolipopun üzerinde gezdirip, doyasıya tadına varıyorum.

buzul

  • Yaşadığın, yetiştiğin, sokaklarını, insanlarını bildiğin çevreni ardında bırakıp aylarca hiç bilmediğin yerlerde bulunuyorsun. Uzun yolculuklar yapan bir çok kişinin bu durumla başa çıkamayıp evlerine döndüğünü duymuştum. Zaman zaman da olsa ardında kalanları özlediğin oluyor mu? Bu durumla nasıl başa çıkıyorsun?

Babamın elini öpüp, kokusunu içime çekmeyi, dostlarıma sarılmayı çok özlüyorum elbet. Ama onları ardımda bırakmışım gibi hissetmiyorum, onlar hep benim yanımda zaten. Varlıklarını sıkça hissediyorum. Kartpostallar göndererek eski usul iletişim yollarını devam ettiriyor olsam da internetim olduğunda skype üzerinden yüz yüze görüşüyorum sevdiklerimle. Evim ise kalbimin attığı yer.

  • Biraz da hayal dünyana inelim ne dersin? Hiçbir kısıtlamanın olmadığını düşün. Bugün hesabına milyon lira yatıyor mesela. Vize ve zaman derdin yok. En büyük yolculuk hayalini gerçekleştirmek kalıyor sana. Nereye, nasıl ve neden gidersin?

Uzun zamandır hayal dünyamı meşgul eden bir düşünce var aslında. Yoluma bisikletle devam etmek istiyorum. Yeterli param olmadığı için bir türlü başlayamadım. Milyon liraya ihtiyacım yok ama bir bisiklet alacak kadar para çok makbule geçerdi.

Sadece gezmeyi değil aynı zamanda yolda yaşamayı seçti.
Hale sadece gezmeyi değil aynı zamanda yolu yaşamayı da seçti.
  • Yolculukların boyunca en çok zorlandığın yer neresi oldu? Sebebini ve başına gelenleri anlatırsan çok sevinirim.

Güney Amerika yolculuğumun henüz 2. ayıydı. Brezilya’nın Bahia bölgesindeydim. “Otostopla yolculuk etme, tehlikeli, otobüse bin” diyen Brezilyalı arkadaşlarımın sözünü dinleyip otobüsle seyahat ettiğim bir gece maskeli ve silahlı 5 kişi tarafından soyguna uğradık. Herkesin elleri havada, endişe dolu gözlerle birbirimize baktığımız o anı asla unutamam. Neredeyse polisin bile hırsızdan korktuğu Brezilya’da uzun bir süre bu tedirginlikle seyahat ettim.

zirve-cati

  • Son olarak bu söyleşiyi okuyanlara iletmek istediğin bir şeyler var mı?

Hayatta yokuşlar var, inişler var, denize açılan sokaklar var, etrafa çöplerin yayıldığı sokaklar var, iki yanı ağaçlarla kaplı yollar, çıkmaz sokaklar var. Çıkmaz sokağa girdiğinizde hayal kırıklığına uğrayıp, umutsuzluğa kapılmanın anlamı yok, orada öylece bekleyeceğinize sadece geri dönün, aksi yönde yürümeye devam edin ve yürümek istediğiniz yolu seçin. Bir çok şey için seçim hakkınız olduğunu unutmayın.

Ben bir süper kahraman değilim, yaşadığım hayat serüveninde de tuhaflıklar yok. Sadece beni mutlu eden yaşam tarzını seçebileceğimi anladığım an harekete geçtim. Eminim ki bunu her isteyen yapabilir.

Bağlantılar

Web sitesi: www.isimgucumgezmek.com
Facebook Sayfası: https://facebook.com/isimgucumgezmek
Twitter: https://twitter.com/HaleSargn
Youtube: Hale Sargin

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

Aylak İlsu Namibya, Deadvlei'de

Yol Sohbetleri: Aylak İlsu

İlsu Dirgin, takip edenlerin Aylak İlsu olarak tanıdıkları örnek alınası gezentilerden. Uzunca süredir gıptayla fotoğraflarını …

3 Yorumlar

  1. Sayenizde yeni yeni yaşamlar , yeni insanlar tanıma fırsatına erişiyoruz. Bu siteyi daha önce keşfedememiş olmak üzdü beni ve o üzüntünün verdiği suçluluk duygusu ile bütün yazıları okuma telaşındayım :)ÇOK ÇOK SEVGİLER..

  2. Harika bir sohbet olmuş, ellerinize sağlık.
    merakla hale’yi de takip etmeye başladım bile şimdiden.
    benzer sohbetleri bekliyoruz 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir