Şehir Dışına Seyahat Etmek İçin 5 Sebep

Şehir yaşantısı ile kırsal kesim, köy yaşantısı arasında keskin farklılıklar vardır. Şehir dışına seyahat etmeye başladıkça doğaya daha yakın olmak, insanların sıcakkanlılığı gibi etkenler beni şehirden daha da uzaklaştırmaya başkadı. Bu tür yerlerde gece hayatı yok, alışveriş merkezi de. Hatta kaldığım bazı yerlerde en yakın komşu ev bir kaç km uzaktaydı. Peki neden gitgide artan bir şekidle şehir dışında, kırsal kesimlerde seyahatimi geçirmeye başladım? Shanghai’ya yaptığım seyahatte farketmeye başladım ki şehirler, özellikle metropoller, birbirlerine benzeyen beton yığınlarından başka bir şey değil. İnsan dolu caddeler, belli saatlerde artan ve azalan trafik, balık istifi toplu taşıma araçları, her köşe başında bir şeyler satmaya çalışan sokak satıcıları ve tabii ki su ve havanın bile paralı olması.

İzmir’de büyüdüm, Ankara’da öğrencilik zamanım geçti, İstanbul, Eskişehir, Adana gibi şehirlerde çok sefer bulundum, Viyana, Belgrad, Tiran, Üsküp, Shanghai, Pekin, HongKong, Atina gibi yurtdışında bulunan önemli merkezlere seyahat ettim. Sonuç olarak gerçekten de şehir gezgini olmadığıma karar verdim. Yakınlarda bulunan şehirlere ancak bir haftasonu kaçamağı veya kısa süreli tatil amaçlı uğramayı daha çok tercih ediyorum. Bir yabancı olarak kırsal bölgelerde seyahat etmenin ve uzun vakit geçirmenin avantajlarını şehirlere tercih ediyorum.

Daha Kolay Yabancı Dil Öğrenmek

Sırbistan’a yaptığım seyahat sırasında ilk durağım Belgrad oldu. Nikola Tesla Havaalanında uçaktan indiğim andan itibaren Belgrad’ta geçirdiğim süre boyunca İngilizce dışında bir dil konuşmama gerek kalmadı. Büyük şehirlerde garsonlardan satış elemanlarına kadar hemen hemen herkes az çok İngilizce bilir. Ben de her gezgin gibi şehirde vakit geçirirken işin kolayına kaçtım ve Sırpça öğrenmeyi erteledim.
Ne zaman ki şehirden uzaklaştım, Rudnik köyünde bulunan bir evde yaşamaya başladım, gördüm ki İngilizce işe yaramıyor. Yolda karşılaştığım komşu, bakkal ve hatta yanında kaldığım yazar bile sadece Sırpça konuşuyor. Böyle bir durumda kalınca benim için Sırpça öğrenmek kaçınılmaz oldu. Hemen hemen her gün bir iki kelime öğrenerek ve bunları günlük hayatımda kullanarak kısa süre içinde basit anlamda İngilizce dışında bir dil öğrenmek beni oldukça mutlu etti. Böylece sıradan bir yabancı olmaktan çıkıp bulunduğum yerde günlük hayata dahil oluyorum.

Yabancı Dilde İletişim

Daha Az Seçenek

Daha az seçenek beni daha çok mutlu etmekte. Kulağa garip geliyor biliyorum. Birçoğunuz tam tersini, daha çok seçeneğin daha iyi olduğunu düşünmüyor musunuz? Daha çok bar, restoran, daha çok alışveriş merkezi, daha çok festival, daha çok konser, daha çok insan, daha çok tanıdık markalar, daha çok cadde, daha çok araba, çok çok çok… Dürüst olmak gerekirse bu çokluklar dünyası beni deli etmekte. Yabancı bir ülkede büyük bir şehirde haftasonu eğlence için yapacak o kadar çok seçenek var ki. Hoşlandığım bir bara gider biraz ingilizce biraz yerel dil ile bir kaç arkadaş edinebilirim, yabancı öğrencilere güle güle partisine katılabilirim, rengarenk ışıklarla donatılmış caddelerde amaçsızca dolaşabilirim, en garibi de ne yaparsam yapayım hep gözümün önünde yapmadıklarım dolanır durur. Uzun vadede beni asıl mutsuz eden gerçek ise budur.

pazar

Süpermarkete gittiğinizde su bile satın alırken nasıl da durup uzun uzun düşündüğünüzü farkettiniz mi? 20 çeşit şişe suyundan acaba onu mu alsam bunu mu diye vakit harcarız. Hangi şişeyi alırsanız alın hepsi de susuzluğunuzu gidermeyecek mi? Rudnik gibi küçük bir köyde yaşadığım evin yakınında ufak bir bakkaldan başka bir alışveriş imkanım yoktu. Bakkalda hangi ürün varsa onu tüketmek hem vaktimi hem de bütçemi daha iyi değerlendirmeme sebep oluyordu. Merkez kasabaya ara sıra uğradığımda da bulunan bir iki dükkanı iyice öğrenmiş oldum. Çevrede pek fazla etkinlik olmuyordu. Festival veya benzeri bir etkinlik olacağı zaman da kaçırmaya imkan yoktu. Herkesin dilinde konuşulurdu. Zaman zaman tek bir seçenek olması gezginin yararına olabilir. Oraya mı buraya mı gitmeli, onu mu bunu mu yapmalı derdinden kurtulup eldeki imkanları en iyi şekilde kullanmak size vakit ve nakit kazandıracaktır. Kazandığınız vakti daha çok hoşunuza giden ne varsa onun için kullanabilirsiniz.

Özel Olmak

Fazlasıyla egomun ortaya çıktığını ben de biliyorum. Sokakta yürürken bütün gözlerin üzerimde olması veya yanımdan geçen herkesin “Merhaba” demesi benim için de çok abartılı bir yaşam şeklidir. Yine de ufak bölgelerde farkında olmadan kendi çapınızda bir ünlü olabilirsiniz. Köy ve kasabalar genelde yabancı gezginlerin tercih ettiği yerlerin dışında kalmaktadır. Durum böyle olunca küçük bir çevrede herkesin gözü üzerinizde olur. Şehirde yaşadığınız yapayalnızlık hissini köy ve kasabalarda yaşamanıza imkan yoktur. İnsanlar size daha çok ilgi gösterirler. Sizinle sohbet etmeye ve tanışmaya daha yatkındırlar. Şehirde oradan oraya koşturan, bir türlü hiçbir şeye vakit bulamayan ve insana boğulmuş, etrafında olan bitene zihnini kapatmış kalabalığın aksine köy ve kasabalarda hayat daha sakin ve sıcakkanlıdır.

Küçük Şeyler

Daha az seçenekle bire bir örtüşen bir kavramdır. Köy ve kasabalarda, şehirlerin aksine, daha küçük imkanlara sahip olursunuz. Daha küçük sinema salonu, daha küçük dükkanlar, daha küçük evler. Eğer benim gibi birkaç ay aynı yerde vakit geçirmeyi düşünüyorsanız kırsal bölgeler bu anlamda kesinlikle avantajlıdır. Şehirde bulacağınız geniş, lüks, asansörlü binayı unutun. Çok daha uygun fiyata ihtiyacınızı karşılayacak bir evde yaşayabilirsiniz. Taze sebze ve meyvelerin bulunduğu pazardan alışveriş yaparsınız. Çevredeki hemen hemen herkes tarafından farkedilir ve tanınırsınız. Shanghai’da görünmez adam gibi vakit geçirmek yerine Rudnik’te bir köy dolusu tanıdığım insanla vakit geçirmek arasında büyük farklılıklar söz konusu. Köy, kasaba kültürüne olan hayranlığımı da dile getirmem gerek.

Ana Yol Dışında Seyahat

Bazı gezginler ana rotaların dışında seyahat etmekten bahsederler. Benim de hoşuma giden seyahat türü ana yolların, rotaların dışında kalmaktır. Tahmin edeceğiniz üzere küçük bir kasabada bir süreliğine çalışmak ve yaşamak kesinlikle en faydalı seyahatlerden biridir. Kendinizi ülkenin vatandaşlarının bile pek bilmediği bir bölgeye koyarak bir yandan kişisel ve özel bir seyahatiniz olur diğer yandan da -eğer blogger veya yazar iseniz- çok az bilgi kaynaklarından birisi olursunuz. Günümüzde internet ve bloggerlar sayesinde bilinmeyen yerler pek kalmadı gibi görünse de birçok yer halen keşfedilmeyi bekliyor.
planinarudnik

Şehirlerden uzakta köy ve kasabalarda seyahat etmek, birkaç ay yaşamak istiyorsanız aşağıda bulunan web sitelerine mutlaka gözatmanızı öneririm. Kırsal kesimlerde faaliyet gösteren çiftlikler, sivil toplum örgütleri ve hatta pansiyonlar zaman zaman gönüllü olmak isteyenlere ihtiyaç duymakta. Günlük 3-4 saat çalışarak konaklama ve yiyecek giderlerinizi karşılayabilirsiniz. Böylece çok düşük bir maliyetle çok farklı yerlerde birkaç ay yaşama şansına sahip olursunuz.

www.wwoof.org
www.workaway.info
www.helpx.net
www.volunteersouthamerica.net

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

Neden Rehber Kitap Okumuyorum?

Çocukken gördüklerinizden, deneyimlerinizden ne kadar çok heyecan duyduğunuzu hatırlıyor musunuz? İlk kez vapura bindiğinizde, ilk …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir