Uzun zamandır yaşadığım evim.

Neden Sırbistan – Neden Dağ Köyü

2015 yılının başlangıcında ani bir karar değişikliği ile Sırbistan’a geldim ve Orta Sırbistan’ın Şumadiya bölgesinde bir köy evinde gönüllü çalışarak yaşamaya başladım. Bu sefer Sırbistan’da geçici değil kalıcı olarak yaşamaya karar verdim. Temel amacım bu çok sevdiğim coğrafyada bir köye yerleşip, çevrede görülmedik, keşfedilmedik yer bırakmamak. Ülke Sırbistan olunca haliyle çevreden “Neden Sırbistan?” sorusunu duymaya başladım. Bu sorunun çok kısa ve net bir cevabı yok. Bu yazıda farklı başlıklar ile kendime dair sebeplerimi ortaya koymaya karar verdim. Böylece okuyanların ve takip edenlerin merakını bir nebze dindireceğimi düşünüyorum.

2012 yılının ikinci günü kesin bir kararla çantamı sırtıma alıp yola çıktığım zaman ilk durağım Sırbistan olmuştu. Bunun sebebi çok basitti: En ucuz uçak bileti Belgrad‘a vardı. Sırbistan’da kışı geçirmek için geldiğim sanat komünü Porodica Bistrih Potoka bir anda bu uzak diyardaki evim oluverdi. Evin sahibi yazar Bozidar MANDIC ile sert geçen kış ayları boyunca harika bir dostluk kurduk. 38 yıldır bu doğanın içindeki evindeki yaşamı ile bana büyük ilham verdi. Burada tanıştığım Sandrine ile kış aylarının sonuna doğru birlikte yürüyerek Bosna Hersek, Karadağ, Arnavutluk ve Makedonya‘yı baştan sona keşfetme şansına sahip oldum. Tüm bu yolculuk boyunca aklımda hep Rudnik’teki bu köy evi vardı.
Yürüyerek seyahatin ardından ilginç tesadüf ve gelişmelerle Fransa‘dan Venezuela’ya uzanan bir deniz yolculuğu yapma şansına sahip oldum. Bu sefer kıta değiştirip okyanusu, Güney Karayip adalarını, Venezuela’nın yağmur ormanlarını kendimce keşfedip buradaki hayatları gözlemleme şansına sahip oldum. Uzun süren bu yolculuk ile tropik bölgede yaşamın nasıl ilerlediğini gördüm. Yarım yıl süren bu yolculuk boyunca bile sürekli aklımda Sırbistan’daki köy evi vardı.
Tüm bu yolculuklar boyunca fırsatını bulup bir kaç kez daha Sırbistan’a seyahat etme fırsatı yakaladım. Her seferinde daha fazla vakit geçirdim, daha çok insanla tanıştım.

Ve 2014 senesinin yaz aylarında farkettim ki Sırbistan beni çağırıyor.

Coğrafi Konum

Trebinje, Arnavutluk
Trebinje, Arnavutluk

Beş ay boyunca yürüyerek köy, kasaba ve şehirlerini detaylı keşfetme şansına sahip olduğum Balkan coğrafyası doğası ile beni tavladı diyebilirim. Kanyon, plato, ova, deniz, yüksek dağlar, kayalık alanlar gibi birbirinden farklı doğal yapıları bünyesinde barındıran Balkan coğrafyası küçük gibi görünse de doğa severler için binbir farklı yapıyı barındırıyor. Yürüyerek görme fırsatını yakaladığım birbirinden farklı bölgeler bende daha fazla keşfetme duygusu uyandırdı. Bu yüzden Orta Sırbistan’da yer alan Şumadiya bölgesi balkan coğrafyasında görmeyi planladığım yerlere ulaşım kolaylığı sağlıyor. Şu an bulunduğum bölgeden Makedonya, Karadağ, Bosna gibi ülkelere ve Sırbistan’ın farklı bölgelerine ulaşmam son derece kolay. Bu sebeple burayı bir üs olarak kullanıp öncelikle Sırbistan’da sonrasında ise çevre ülkelerde yer alan milli parkları, koruma bölgelerini, yerel halkın bildiği ilginç alanları keşfetmek, fotoğraf, video ve makaleler ile kayıt altına almak istiyorum.

Dostluklar

Zaman içinde Sırbistan'da kocaman bir ailem oldu.
Zaman içinde Sırbistan’da kocaman bir ailem oldu.

2012 yılında yaklaşık üç ay vakit geçirdiğim köy evinin sahibi Sırbistan’da son derece tanınan bir yazar ve düşünce adamı. Uzun sanat ve edebiyat geçmişi sebebiyle çevresindeki arkadaş ve dostları son derece değerli yönetmen, yazar, şair, filozoflardan oluşmakta. Zaman içinde gelişen bu dostluklardan ben de payıma düşeni aldım diyebilirim. Çok değerli sanatçılar, yazarlar ile kurduğum dostluklar ileriye dönük planlarım için bana büyük ilham vermekte. Şimdiden bir sene sonra Belgrad’ta fotoğraf sergisi açmak, kitabımı yazdıktan sonra Sırpça çevirisini yapıp Balkan ülkelerinde yayınlamak gibi düşüncelerim planlara dönüştü bile. Beni izlemeye devam edin, çok ilginç gelişmeler yaşanacağına emin olabilirsiniz.

Tarihsel ve Kültürel Sebepler

Beni tanıyanlar ailemin dört bir yandan göçmen olduğunu iyi bilir. Baba tarafım Suriye arabı, anne tarafımdan ise Girit ve Makedon göçmenidir. Her ne kadar Adana’da doğmuş olsam da çok küçük yaşımdan itibaren İzmir’de balkan göçmeni ailemin arasında büyüdüm. Pek belli olmasa da Adanalı damarım da vardır, uyarayım hahaha.

Şaka bir yana İzmir’de büyümüş birisi olarak Balkan ülkeleri kendimi son derece güvende, rahat ve hatta evimde hissettiğim yerler oldu. Bunu farketmek beni de şaşırttı aslında. Nenemden, dedemden dinlediğim hikayelere bu coğrafyalarda tanık olmak benim için eşi bulunmaz bir deneyim oldu. Balkan coğrafyasına karşı duygusal bir sevgimin olması ailemin tarihi ve kültürel yapısına bağlanabilir. Bunları anlattığımda karşılaştığım “neden Makedonya, Bosna veya Arnavutluk değil de Sırbistan?” sorusuna şu yanıtı vermek doğru geliyor:
“Benim için Balkanlar tek bir coğrafyadan ibaret.”

Maddi Sebepler

Rakija, nam-ı değer boğma rakının ucuz olması hayatı kolaylaştırıyor :)
Rakija, nam-ı değer boğma rakının ucuz olması hayatı kolaylaştırıyor 🙂

Gelelim acı gerçeklere. Resmi olarak sıfır gelir grubunda olan ben son üç buçuk yılımı sırtımda çanta ile diyardan diyara sürüklenerek, gittiğim yerlerde yatak ve yemek karşılığı çalışarak geçirdim. Öyle ki Türkiye’de resmi fakir olduğum kadar Sırbistan’da da resmi “Gönüllü İşçi” konumundayım. Yani resmi olarak bedavaya çalışan insanım. İyi de durum böyleyken nerden geliyor bu değirmenin suyu diyenlere cevabım basit: “Blogumda zaman zaman yer alan tanıtım yazıları ve başım çok sıkıştığında destek olan annem ile kardeşim var.” Nadiren de olsa destek olmak isteyenler ufak bağışlar göndererek bir takım ihtiyaçlarımı da karşılamamı sağlıyorlar.
Sırbistan, özellikle de köyleri, son derece kötü ekonomiye sahip. Uzaktan biraz garip görünse de bu durum bana avantaj sağlıyor. Komşunun yaptığı tertemiz beyaz peynire 3 dolar veriyorum. Başka bir komşudan 5 dolar karşılığı yıllanmış, kaliteli boğma rakı alabiliyorum. Konu köyde ev almaktan açılınca fiyatlar gerçekten çok komik olabiliyor. Buradan rakam vermek istemiyorum kendimce sebeplerden ötürü. Meraklısı bu bölgeleri inceleyip durumu anlayabilir.

Kısacası Sırbistan’da yaşam çok da pahalı sayılmaz. Tabii İzmir gibi yemek, içmek konusunda bir çeşitlilik ve bolluk söz konusu da değil fakat bu durumu çok da umursadığımı söyleyemem. Köyde kaldığım süre boyunca savurgan davrandığım zamanlar ayda 100-150 euro gibi rakamla rahat ve keyifli bir yaşam sürdürebiliyorum. Kendime ait bir köy evinde bunu çok daha aşağılara çekmem mümkün olacak. Amacım tamamen parasız yaşamak değil. Sadece mikro düzeyde bir ekonomi ile konforumu sağlamak.

Neden Dağ Köyü?

Uzun zamandır yaşadığım evim.
Uzun zamandır yaşadığım evim.

İtiraf etmem gerekirse şehirli bir ailenin şehirde yetişmiş bir üyesiyim. Yine de bu durum beni doğadan uzak tutamadı. Ormanlık alanlarda kamp yapmak, şehrin içinde bile yeşil bir tepecik bulsam oralarda vakit geçirmek en büyük keyfim oldu. Üç buçuk senedir süren yolculuğumun %90’ı şehir dışında, kırsal kesimlerde sürdü. Bu kadar uzun süre oksijeni bol, sakin, sessiz ve kalabalıklardan uzak yaşamanın bedeli ise şehre geri dönememektir. Ne zaman evime gitsem şehre dönüş sendromu yaşamaktayım.

İzmir gibi Akdeniz iklimi süren bir yerden Sırbistan’ın dağlık bir bölgesinde yaşamaya karar vermek için ise çok sıkı bir sebebim var: “Uzun ve sert geçen kış ayları
Kulağa garip geldiğinin farkındayım fakat bu uzun ve sert kış ayları boyunca bir odaya kapanıp yalıtılmış bir hayatı deneyimlemek benim için son derece keyifli oldu. Bu sayede düşünmeye, yazmaya daha çok vaktim oluyor. Bolca klostrofobik ve sıkıcı geçen günlerin ardından gelen baharın yarattığı coşkunluk, yazın getirdiği sosyallik ise çok daha keyif verici oluyor. Kısacası dinamik bir döngü içinde yaşamak, yalıtılmışlığı ve sosyalliği dibine kadar hissetmek bana keyif veriyor.

Yazının sonuna kadar sıkılmadan okuyup buraya kadar gelen sevgili okuyucuma tüm bu uzun sebeplerin dışında bir cümle daha sarfetmek istiyorum. “Neden Sırbistan?” diye soran sevgili okuyucum, soruna soruyla karşılık vermek isterim;
“Neden olmasın?”

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

SIK SORULAN SORULAR

Sitemin iletişim bölümünden ve sosyal medya hesaplarımdan aldığım mesajlara elimden geldiğince çabuk ve detaylı cevap …

10 Yorumlar

  1. Sizi takip etmeye gayret ediyorum.Haftalık yazıların okunmaya değer eğer içinde gezğin ruhu taşıyorsan.en fazla balkanlar ve sırbistan öncelikli terçihlerim.selamlar

  2. cesaretinizden dolayı sizi kutluyorum, bizde de arada cereyan ediyor,kaçıp gidelim şu şehirden, çıkalım bu çarkta diye lakin somut adımlar atamıyoruz,darısı başımıza diyorum. keyifli bir yaşam diliyorum

    • İnanın hiç kolay bir adım değil. Hemen ha diyince alınacak bir karar da değil. Fakat en zor kısmı kararı almak, ilk adımı atmaktır. Gerisi kolay, hazırlık, araştırma ve harekete geçmektir.

  3. İyi bir tanıtım yazısı,gerçek olduğuna da inanıyorum ve daha birkaç gün önce bir tur şirketinin düzenlediği Balkanlar turundan döndüm ancak süre kısalığı ve de hızlı program nedeniyle sathi geçiştirmelerimiz oldu ev fiatları konusunda bilgi verebilirsen memnun olurum.Sağlık ve mutluluklar dilerim.

  4. içinde bulunduğunuz ortamı inanın kıskanıyorum. bir yerde de yolumuzun kesişeceğine inanıyorum.
    ilgiyle takip ediyorum.
    HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN…

  5. Sırbistan, B.H.sırp cumhuriyeti , B. H. hırvat-boşnak özerk bölgesi, karadağ, arnavutluk ve makedonya üzerinden ÜSKÜP’E KADAR özet bir geçiş yaptım 1 ay önce. DOĞASI,TARİHİ VD. ETKİLEYİCİYDİ. BOSNA HERSEK’DE ÇOK BAŞLILIK OLDUĞU İÇİN BAZI OLUMSUZLUKLAR OLABİLİR, ARNAVUTLUKDA DURUM İÇ AÇICI GELMEDİ, KARADAĞ AB’NE İLK GİRECEK SIRADAKİ ÜLKE, MAKEDONYA DA FENA DEĞİL.

  6. Keyifle okudum. Yıllar sonra hayatının seni nerelere gorurecegini merakla bekliyorum.Yolun acik hersey diledigince olsun seyyah dostum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir