Zindan Kapısı Kalemeydan Parkı | Alexander Svendsen @Flickr
Zindan Kapısı Kalemeydan Parkı | Alexander Svendsen @Flickr

Adım Adım Kalemeydan Parkı – Belgrad Kalesi

Kalemeydan Parkı (Kalemegdan) Belgrad gezilecek ve görülecek yerler arasında ilk sırayı almakta. Şehir sakinleri ve şehre seyahat eden turistler için Belgrad’ın en gözde noktası. Tuna (Danube) ve Sava nehirlerinin birleştiği yerde bulunan tepede yer alan Kalemeydan Parkı ve parkın içinde bulunan Belgrad Kalesi şehrin en güzel manzarasını ayaklarınızın altına sermekte. Yazın sıcak günlerinde veya kışın o soğuk günlerinde Belgrad seyahati yapmanız Kalemeydan’ı ziyaret etmenize asla engel değil. Yılın her günü Kalemeydan parkı oturup çevreyi izlemeye gelenlere, sohbet edenlere, bisiklet sürenlere, parkta yürüyüş yapanlara, Belgrad Kalesi’ni ziyaret edenlere  veya sadece anın tadını çıkaranlara her daim kapılarını açmakta. Belgrad seyahatim sırasında Kalemeydan Parkı sunduğu imkanlar ve harika manzarası sebebiyle özellikle fotoğraf çekmek için benim de favori uğrak noktam oldu. Günümüzde Kalemeydan parkı tamamen keyif, dinlenme ve sosyalleşme amacıyla kullanılıyor olsa da tarihinde yaşadığı bir çok savaşta 6 milyondan fazla kişinin ölümüne tanıklık etmiş tarihi bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.
Osmanlı döneminde “Kale” ve “Meydan” kelimelerinin biraraya gelmesinden adını alan Kalemeydan farklı isimlerle de anılmakta. Bunlar arasında en bilinir olanlar Hristiyanlık duvarı (Wall of Christianity), Savaş Duvarı (Gate of Wars), Seyir Tepesi (Contemplation Hill), Savaş Evi (House of Wars), Mücadele Tepesi (Hill of Combat) ve Özgürlük Zaferi ve Evi (Glory and House of Freedom).
Belgrad ziyaretiniz sırasında şehrin yoğunluğundan uzaklaşmak, parkta keyifli bir yürüyüş yapmak, harika günbatımı eşliğinde Tuna ve Sava nehirlerini eşliğinde Yeni Belgrad (Novi Beograd) manzarasının tadını çıkarmak ve etkileyici fotoğraflar çekmek için Kalemeydan Parkı kesinlikle ziyaret etmeniz gereken bir nokta. Kalemeydan Parkı içinde birbirinden farklı sanat eserleri, müze, galeri gibi yapıları da ziyaret edebilirsiniz. En güzel yanı ise bu harika kaleye giriş için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmemekte.

Kalemeydan Parkı İçinde Görülmesi Gerekenler

Anahtar Teslim Anıtı

Anahtar teslim anıtı
Anahtar teslim anıtı

Kalemeydan parkı girişinin sağ tarafında Osmanlı’nın, 6 Nisan 1876 tarihinde, Belgrad, Smederevo, Šabac ve Kladovo kalelerinin anahtarlarını Sırplara teslim etmesini tasvir eden yatay bir mermer anıt bulunmakta.
Anahtar değişimi Sırp tarihinde bağımsızlıkları anlamında önemli bir yer tutmakta. Olayın 100. yılı sebebiyle anahtar değişiminin yapıldığı alana kurulan bu anıt önemli olayı gelecek nesillere aktarmak üzere koruma altında tutulmakta. Mihailo Paonović tarafından yapılan beyaz mermer blok üzerinde A. Srefanović tarafından oyulmuş çalışma bulunmakta. Anıt 1967 yılında büyük bir kutlama ile Kalemeydan Parkı içine dahil edilmiş.

Fransa’ya Şükran Anıtı

Fransa Şükran Anıtı Kalemeydan Parkı Belgrad Sırbistan | George Groutas @Flickr
Fransa Şükran Anıtı, Kalemeydan Parkı | George Groutas @Flickr

Fransa’nın 1. Dünya savaşı sırasında Sırbistan’a yaptığı destekler ve dostluk anısına 1930 yılında Fransa’ya Şükran Anıtı (Monument of Gratitude to France) Kalemeydan Parkı içinde dikilmiş. Anıtın merkezinde elinde kılıç tutan kadın figürü savaş sırasında Sırplara destek veren Fransa’yı betimlemekte. Heykel kaidesinde iki adet kabartma bulunmakta. “Çocuklu Kadın” Sorbonne’nun eğitime verdiği desteği ve “Savaşçılar” da 1. Dünya Savaşı sırasında görev yapmış Fransız ve Sırp askerleri betimler.

Sırplar uzunca bir süre Frankofondu ve Sırbistan’ın en popüler yabancı dili de Fransızca idi. Bosna savaşı sırasında Fransız medyası bazı sebeplerle Sırp karşıtı propaganda yapması ve ardından NATO’nun bombalama yapması Fransa ile olan dostluğu bitiren, bardağı taşıran son damla olmuş.
Bütün bu olaylar sonucu Kalemeydan Parkı içinde bulunan heykel siyah bir kumaş ile örtülmüş ve “Artık var olmayan Fransa’nın sonsuz zaferi” yazan bir tabela heykelin önüne konmuş. Tabii bu durum çok uzun sürmemiş ve 2000 yılında kurulan hükümet ile Sırbistan – Fransa ilişkileri tekrar iyileşerek heykel orjinal görüntüsüne geri dönmüş.

Balıkçı Çeşmesi

Balıkçı çeşmesi
Balıkçı çeşmesi

Sırp heykeltraş Simeun Roksandić tarafından yapılan çeşme 1907 yılında Londra Balkan Sergisinde yer almış. Roksandić’e heykeli taşıyan geminin Belgrad’a dönerken battığı söylenmiş. Bunun üzerine heykeltraş heykelin bir kopyasını daha yapmış. Böylece iki adet yapılan heykelin ikinci kopyası Kalemeydan Parkı içinde orjinali ise Zagreb’te bulunmakta.

Savaş Öncesi Dansçıları

II. Dünya savaşı öncesi Kalemeydan Parkı içinde bulunan Balıkçı Çeşmesi ve Fransa’ya ithaf edilen heykelin arasında kalan bölge gözde dans alanıydı. Yüksek ağaçlarla çevrelenmiş, müzik ve balo salonu atmosferi ile bu alan Belgradlılar arasında oldukça popülerdi. Günümüzde satranç severler için bir savaş alanı olarak kullanılmakta.

Savaş Sonrası Dansçıları

II. Dünya savaşı sonrasında Belgrad yönetiminin değişmesi ardından kurulan yeni komünist yönetimle birlikte alışkanlıklar ve müzik zevkleri de değişmeye başladı. Savaş öncesi müzik, balo salonu zerafeti ve burjuva stili olan her şey kapitalist, çöküş ve düşmanca olarak algılanmaya başlanmış. Komünizm ile birlikte yeni ruh olarak mümkün olan en düşük seviye ile tatmin olmak, uygunsuz olmayan, sade ve halkçı olarak benimsenmeye başlanmış.

Orkestra da bu yönde tekrardan düzenlenerek akordeona indirgenmiş. Yeniden düzenlenen partizan müzikler eşliğinde sadece kolo denen ulusal danslar yapılmaya başlandı.

Yeni Belgrad (Novi Beograd) Manzarası

Kalemeydan Parkı Gün Batımı | paxtorval @Flickr
Kalemeydan Parkı Gün Batımı | paxtorval @Flickr

Sava nehrine yüksekten bakan alan Kalemeydan Parkı içinde özellikle fotoğraf severler için Yeni Belgrad’ın en iyi manzarasına sahip. II. Dünya savaşı sonuna kadar Yeni Belgrad kısmen kumsal kısmen de bataklıktan ibaretmiş. İkamet edilen tek bölgesi günümüzde Staro Sajmište olarak adlandırılan ve savaş sırasında yıkılan bir köprü ile Belgrad’a bağlanan eski Belgrad Fuarı alanıydı. Bu alandan günümüzde Belgrad’a bağlı Zemun’a bir yol uzanmakta.
II. Dünya savaşı sırasında eski Belgrad fuarı toplama kampı olarak kullanılmış. Yaklaşık 100,000 esir Staro Sajmište’den geçmiş ve bunların 48,000’i gas odalarında infaz edilmiş. Burada bulunan kamp kapatıldığında Yahudi esirler Orta Avrupa’da bulunan diğer kamplara gönderilmiş ve çoğu Sırp, Romanyalı olan diğer esirler ise Belgrad çevresinde vurularak öldürülmüş.
II. Dünya savaşı sonrasında Yeni Belgrad olarak adlandırılan bölge genç gönüllüler tarafından kurulmuş. Son zamanlarda ise inşaa edilen yeni binalar, ofisler ve alışveriş merkezleri sayesinde Yeni Belgrad yaşamak ve çalışmak için oldukça popüler hale geliyor.

Roma Kuyusu

Kalemeydan Parkı Roma Kuyusu | Wikimedia
Kalemeydan Parkı Roma Kuyusu | Wikimedia

Kalemeydan Parkı korkunç hikayelere ve gizeme sahip Roma Kuyusu’na ev sahipliği yapmakta. Belgrad ziyareti sırasında Alfred Hitchcock bile Roma Kuyusu’nun ürpertili görünümü üzerine yorum yapmış. Günümüzde bile Roma Kuyusu’nun ne kadar eski olduğu veya ne amaçla kullanıldığı hakkında tarihçilerin kesin bir bilgisi yok. Farklı kaynaklara göre kuyu ya Romalılar tarafından 2.000 yıl önce veya Avusturyalılar tarafından bir kaç yüz yıl önce yapılmış.

60 metre derinliğinde ve 3,5 metre genişliğinde olan kuyunun her yönde spiral merdivenler bulunmakta. Gerçek bir kuyu olmayan yapıya suyun nasıl geldiği de bilinmemekte. Bir zamanlar tahıl ambarı ve zindan olarak kullanıldığı bilinmekte.
15 yy’da Türkler Belgrad’ı kuşattığı dönemde Kalemeydan Kalesi’ni koruyan Macar garnizonu ile belli bir miktar para karşılığı teslim olması için anlaşmaya varılmış. Yapılan hainliğin haberi Macaristan’a ulaşır ve halihazırda açılmış olan şehir kapılarındaki düşmanı defetmek için bir ordu gönderilir. Hainlik yaptığı belirlenen 37 kişi açlıktan ölmek üzere Roma Kuyusunun dibine atılır. Bir süre sonrasında açlıktan dolayı çıldırdıkları anlaşıldığı zaman kuyuya bıçaklar atılır. Söylentilere göre burada bulunan mahkumlar bu bıçaklarla birbirini öldürmüş.
Roma Kuyusu hiç bir zaman tam olarak araştırılamamış. Sava nehrine doğru kazı yapılmaya çalışılmış ise de kayalık alanın sertliği karşısında başarısız olunmuş. II. Dünya savaşı sırasında Almanların kuyuyu araştırmaya başlaması halkın da oldukça dikkatini çekmiş. Söylentilere göre Almanlar Belgrad’ın yer altı planlarını Avusturyalılar’dan ele geçirmiş ve bu planlarla tüm su kemerlerini ve tünelleri keşfetmişler.
Bu keşifler tüm Belgrad işgali süresince devam etmiş ve görünüşe göre Rus orduları Belgrad’a gelmeden önce kaçışlarına yardımcı olmuş. Bilinenlere göre de kuyunun tabanını araştıran iki Alman dalgıç Roma Kuyusu’nda can vermiş. Araştırma için kuyunun tabanına inen iki dalgıç kaybolmuş ve bir daha haber alınamamış. Kuyunun nehirle arasında sifon görevi gören tünellerle bağlantılı olduğu ve dalgıçların bu tünellerden nehre düşerek öldüğüne inanılmakta.
Roma Kuyusu’nda ortaya çıkan gizemli olaylar bir kaç filme de ilham kaynağı olmuş. Olaylardan en ünlüsü Belgrad’lı bir adam metresini yürüyüşe çıkarır ve ardından derin boşluğa iter. Hikayeyi daha da korkunç yapan ise olaydan 10 gün sonra kadının cesedi su yüzeyinde ortaya çıkar. Soruşturma sırasında cesedin üstünde bulunan otobüs bileti ile aynı seri numarasına sahip bilet katil üzerinde de bulunarak olay sonuçlandırılır.

Victor Anıtı

Victor Anıtı, Kalemeydan Parkı | Xevi V @Flickr
Victor Anıtı, Kalemeydan Parkı | Xevi V @Flickr

Belgrad’ta gördüğüm anıtlar arasında favorim olan Victor anıtı 1928 yılında Selanik cephesinin yarıp geçilmesinin 10. yıldönümü amacıyla dikilmiş. Cephenin yarılmasının ardından bir kaç gün içinde Bulgaristan ve Avusturya-Macaristan teslim olmuş.
Alman İmparatoru Wilhelm II 62,000 Sırp askerin savaşı tercih etmesini utanç olarak adlandırmış. I. Dünya savaşı ve Avusturya-Macaristan işgali süresince, erkek nüfusunun % 60’ı kadarı, 1,300,000 Sırp öldürülmüş.
Victor Anıtı Yugoslavya Krallığı’nın en büyük heykeltraşı olarak kabul gören Ivan Meštrović tarafından yapılmış. 14 metre yüksekliğinde bulunan, kaidesi taştan yapılan heykel elinde güvercin olan bir adamı temsil etmekte. Aslında belediye anıtı zamanında şehir merkezi olan Terazije Meydanı’na koymak istemiş. Anıtta bulunan erkek figürünün çok fazla çıplaklık içermesi Belgradlılar’ın bu isteğe karşı gelmesine sebep olmuş. Bu istek karşısında heykel şehrin gözlerden uzak bir noktası olan Kalemeydan Parkı na konur. İronik olan ise günümüzde bu bölgenin Belgrad’ın en gözde alanlarından birisi haline gelmesi. Zamanında şehir merkezinde istenmeyen Victor Anıtı artık Belgrad şehrinin sembollerinden birisi haline gelmiş.

Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi

Sokolovic Çeşmesi, Kalemeydan Parkı
Sokolovic Çeşmesi, Kalemeydan Parkı

Sırp olarak doğan Sokollu Mehmet Paşa Osmanlı döneminde devşirme olarak Edirne Sarayına getirilmiş ve devlet adamı olarak görev yaptığı süreçte vezirliğe kadar yükselmiş. Belgrad’ta Sokollu Mehmed Paşa adına günümüze kadar ulaşmış tek eser Kalemeydan Parkı içinde bulunan çeşmedir. 16. yy’ın ikinci yarısında kendisi tarafından yapılan bu çeşme Osmanlı dönemine dair oldukça nadir bir eser olarak günümüze kadar korunmuş. 2006 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda çeşme kullanıma tekrar açılmış.

Nebojša Kulesi

Nebojsa Kulesi, Kalemeydan Parkı | stefanpaun @Flickr
Nebojsa Kulesi, Kalemeydan Parkı | stefanpaun @Flickr

Efsaneye göre Nebojša Kulesi (Nebojša Sırpça’da “korkusuz” anlamındadır) hiç bir zaman fethedilemedi. Türklerin Belgrad fethinden sonra gökyüzüne yükselen kulenin aşağı şehre indiği dilden dile anlatılan bir efsanedir. Buna rağmen efsanede adı geçen aşağı şehirdeki Nebojša kulesi ile bugünkü kule aynı değildir.
Orjinal Nebojša kulesi gerçekten de havaya uçmuş fakat bu fethi önlemek için değil basit bir barut deposunun patlaması sebebiyle gerçekleşmiş. Kulenin çevresinde Küçük Kalemeydan denilen bölge de patlamadan büyük zarar görmüş. Bugün gördüğümüz Nebojša kulesi sadece havaya uçan kulenin adını taşımakta. Mimarisi orjinalinden farklıdır. Asıl kuleden daha alçak inşaa edilen Nebojša kulesi 5 katlı ve 6 adet atış bölgesine sahip. İlk isimleri Beyaz Kule veya Timisoara Kulesidir.
Belgrad limanı Tuna nehri üzerindeki önemini yitirdikten sonra Türkler Nebojša Kulesi’ni Belgrad’ın en ünlü zindanına çevirmişler. Politik öneme sahip düşmanlar kahraman olmamaları için öldürülmez, açlık, soğuk veya hastalıktan rezil bir şekilde ölmeleri için sürgün edilirmiş. Böylece ölen kişinin şehit olmasının da önüne geçilirmiş.
Nebojša Kulesi’nin en ünlü mahkumu Constantine Rhigas, Sırbistan’da bilindiği adı ile Rigas Feraios veya Riga od Fere. Yunan bir şair olan Constantine aynı zamanda 18 yy’da Türklere karşı Balkan ayaklanması organize etmeye çalışan Filiki Eteria örgütünün de etkin bir elemanıdır. Yakalanıp Nebojša Kulesi’nde mahkum olmuş. Rhigas boğularak ölmüş ve cesedi Tuna nehrine atılmış. Kalemeydan Parkı yakınındaki bir sokağa adı verilmiş ve bu sokakta adına dikilen bir anıt bulunmakta.
Günümüzde Nebojša Kulesi tarihinden kesitlerin görülebileceği bir müze şeklinde kullanılmakta. Bir katı ilk Sırp ayaklanmasına ve yeni dönem Sırbistan ve Yunanistan’a ayrılmış. Kulenin özel bir bölümünde de Rigas Feraios ve diğer mahkumlarla ilgili bilgi ve belgeler bulunmakta.

Ružica Kilisesi

Ruzica Kilisesi, Kalemeydan Parkı | whl.travel @Flickr
Ruzica Kilisesi, Kalemeydan Parkı | whl.travel @Flickr

Kalemeydan Parkı sınırlarında Belgrad’ın en eski kilisesi olan Ružica Kilisesi yer almaktadır. Türkler 16. yy’da Belgrad’ı fethettikleri sırada kiliseyi barut deposu olarak kullanmışlar. 19. yy’da restore edilen kilise “küçük gül” anlamına gelen Ružica adını almış.
Bir süre Sırp ordusunun kullandığı kilisenin girişinde bulunan iki heykel 1924 yılında eklenmiş. Heykellerden ilki Kosova savaşındaki şovalyeyi, ikincisi ise II. Dünya savaşında görev alan Sırp askerini tasvir etmekte. Ružica kilisesi aynı zamanda özgün avizeleri ve mühimmat sandıklarınadan yapılmış dekorasyonu ile oldukça dikkat çekmektedir.

Aziz Petka Şapeli

Petka Şapeli, Kalemeydan Parkı | whl.travel @Flickr
Aziz Petka Şapeli, Kalemeydan Parkı | whl.travel @Flickr

Ružica Kilisesi’nin altında Sırplar için çok büyük öneme sahip kadın bir azize adanmış Aziz Petka Şapeli yer alır.
İnanışa göre Aziz Petka kilisesinin olduğu her yerde mucizevi kaynak suyu ortaya çıkarmış. Bu kaynaktan gelen suyun iyileştirici olduğuna inanılmakta. Günümüzde Aziz Petka Şapeli 1937’de var olan eskisinin temelleri üzerine kurulmuş.

Zindan Kapısı

Zindan Kapısı Kalemeydan Parkı | Alexander Svendsen @Flickr
Zindan Kapısı Kalemeydan Parkı | Alexander Svendsen @Flickr

15 yy’da Macarlar tarafından inşa edilen kapı Türkler’in Belgrad’ı fethetmesinden sonra “Zindan Kapısı” adlandırılmış.
Zindan Kapısı oldukça güçlü askeri öneme sahip bir yapı olmasına rağmen tarihçiler kale kapısı olarak öneminin azalmasından sonra zindan olarak kullanıldığını düşünmekte.

Roma Duvarı

Roma Duvarı, Kalemeydan Parkı | Stanković Vlada @Flickr
Roma Duvarı, Kalemeydan Parkı | Stanković Vlada @Flickr

Kalemeydan Parkı çevresinde bulunan Roma Duvarı, Belgrad’a Singidunum denilen ve Romalılar tarafından yönetildiği dönemde inşa edilmiş. Sayısız kereler tüm kale yıkılmış, tekrar kurulmuş ve genişletilmiş.
Otantik bir yapıya sahip olan duvarda kullanılan taşlar bir çok kez karıştığı için ne zaman hangi seviyelerde olduğunu anlamak oldukça zor. Özellikle çok eski zamanlar hakkında duvarla ilgili kayıtlara ulaşmak oldukça zor.

Saat Kulesi ve Askeri Müze

Kalemeydan Saat Kulesi | Margita Perecca @Flickr
Kalemeydan Saat Kulesi | Margita Perecca @Flickr

Sahat kapısı ve Saat Kulesi’nin yapımına Avusturya’lılar tarafından başlanmış olsa da bitişi 18. yy’da Türkler’in dönemine denk gelir. Her iki yapının inşaası Venedikli Andreo Cornaro tarafından yapılmış. Kapının üstündeki saat kulesi yapıldığı zamandan günümüze kadar otantik görünümünü korumuş nadir yapılardan.

Kalemeydan Askeri Müzesi | David Holt @Flickr
Kalemeydan Askeri Müzesi | David Holt @Flickr

Sahat Kapısı ve kuleyi geçtikten sonra yakında bulunan Askeri Müze’nin sergisi olan tanklar, silahlar ve diğer askeri malzemeleri görebilirsiniz. 1878 yılında kurulan Askeri Müze dahilinde tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan zengin koleksiyon ziyaretçilere açıktır. Avusturya-Macaristan ve Alman ordularının I. Ve II. Dünya savaşı sırasında yağmaladığı müzede armalar, üniformalar, flamalar, dekorasyon, harita, model ve fotoğraflar bulunmakta.
Belgrad’a yapılan saldırılarda veya nadiren savunmasında kullanılan parçaların bir çoğu sergilenmek üzere geri alınmış.

İstanbul Kapısı

Kalemeydan İstanbul Kapısı, Belgrad
Kalemeydan Parkı İstanbul Kapısı, Belgrad

Yukarı kasabanın girişinde bulunan İstanbul (Stambol) Kapısı İstanbul’a uzanan yoldan sonra bu adı almış. Kalenin güneydoğu bölgesinin ana kapılarından birisi olan İstanbul Kapısı 1750 yılında inşa edilmiş.
Yan siperler ile demir kaplamaya sahip ve çift kapı ile güçlendirilmiş. Türklerin Sırbistan’ı kontrol ettiği dönemin kapanışında şehrin anahtarları Prens Mihailo’ya bu kapı önünde teslim edilmiş. Günümüzde İstanbul Kapısı çevresinde bilgi bürosu ve küçük bir hediyelik eşya dükkanı bulunmakta.

Karadjordje (Kara George) Kapısı

Karadjordje Kapısı | Kalemeydan Parkı, Belgrad
Karadjordje Kapısı | Kalemeydan Parkı, Belgrad

Ana Kalemeydan Parkı ile Yukarı Kasaba’yı (İstanbul kapısının iç bölgesi) bağlayan kapıya Türklere karşı ilk ayaklanmayı organize eden lider Karadjordje adı verilmiş. 1807 yılındaki Belgrad Kalesi kuşatması sırasında bu kapıdan geçerek isminin verilmesine sebep olmuş.
Karadjordje Türkler için sürekli bir sıkıntı olmuş. Öyle ki bu kapıdan geçmesi gibi hatıraları silmek amacıyla Ana Kalemeydan’a uzanan köprüyü yıkmışlar ve kendisini de mahkum etmişler. II. Dünya savaşının ardından kapı restore edilmiş ve tekrar kullanıma açılmış.

Doğa Tarihi Müzesi

Mamut Dişleri
Mamut Dişleri

Günümüzde Doğa Tarihi Müzesi olarak kullanılan yapı zamanında İstanbul Kapısı’nın muhafızlarına evsahipliği yaparmış. 1840 yılında yapılmasına rağmen restorasyonu 1992-94 yılları arasında yapılmış. Bu çalışmanın ardından Doğa Tarihi Müzesi Belgrad kalesi dahilinde kendine yer bulmuş. Küçük bir bina olmasına rağmen müzede birbirinden farklı doğa temalı büyüklü küçüklü sergiler düzenlenmekte.

Cvijeta Zuzorić Köşkü

Cvijeta Zuzorić Köşkü | Teča sa Dunava @Panoramio
Cvijeta Zuzorić Köşkü | Teča sa Dunava @Panoramio

Sırbistan’ın ilk sergi salonu 1928 yılında açılarak oldukça ünlü Dubrovnik’li ortaçağ şairi olan Cvijeta Zuzorić’in adı verilmiş. Belgrad’lı sanatçıları bir araya getiren köşk Sırbistan’ın sanat köklerinin atılmasında büyük önem taşır. Günümüzde ülkenin en büyük sergi salonu olarak hizmet veren köşk aynı zamanda Sırbistan Güzel Sanatlar Derneği’ne (ULUS) de ev sahipliği yapmakta. Köşkte toplu ve solo sergiler, güz ve Mayıs sanat salonları, Ekim salonu, Bahar sergisi, küçük çizimler Bienali ve ünlü yazarların retrospektifleri bulunmakta.

İlginizi Çekebilir: Ücretsiz Rehberli Belgrad Şehir Turları

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

tesla-muzesi-Rburg87

NİKOLA TESLA MÜZESİ

Nikola Tesla’yı bilmeyen var mı? Henüz kim olduğunu bilmiyorsanız, bu büyük bilimadamını mutlaka tanımanızı isterim. …

3 Yorumlar

  1. belgrada mutlaka gideceğim ama bir at üstünde bir kişinin heykeli vardı onun etrafındaki firguleri merak ediyorum… ayrıca yazı mükemmel oluş… arkadaşımda gitmişti ona zorla bir yazı yazdırmıştım şimdi bunu okuyunca bizim yazı çook sönük kalmış:=)

  2. Blogunuz sayesinde Belgrad’a bilgi birikimi içerisinde gideceğim. Gerçekten çok teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir