Izola – Alışveriş Zamanı

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyoruz. Tekrardan bulunduğumuz yerin sessizliği ve huzuru beni büyülüyor. Bütün günümüz tekneyle gelen malzemeleri kontrol etmek ve yerine yerleştirmekle geçecek. Denizde yolculuk yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli konu eşyaların düzenli ve sağlam bir şekilde yerleştirilmesidir. Deniz havası belli olmuyor her an hava patlayabilir, dalgalarla boğuşmak gerekebilir. Sabit bir ortam olmadığı için eşyaların tekne içinde oradan oraya uçuşması hiç hoş olmayacaktır.

Sabah kahvaltımızda menü bir klasik olarak süt-müsli karışımı ve meyve suyundan ibaret. Kahvaltıdan sonra ilk işimiz tekne içindeki dağınıklığa bir son verip eşyaları yerleştirmek oluyor. Neredeyse tüm günümüzü bu işe ayırıyoruz. Aksilikler de olmuyor değil tabii ki. Tekneyi satın aldığımız firmanın yetkilisi bize bimininin yollanmadığını müjdeliyor. Bu da demek oluyor ki bütün yolu Temmuz güneşi altında korunmasız kat edeceğiz. Bunun dışında ufak tefek eksiklikler de yok değil fakat hiçbiri şu anda bimini kadar önem arz etmiyor.

Öğlene kadar eşyaları yerleştirerek tekne içindeki kutuların egemenliğine bir son veriyoruz. Artık tekne daha yaşanabilir bir hal alıyor. Öğleden sonra alışveriş listesi hazırlıyoruz. Ne de olsa yola çıktıktan sonra 3 gün 2 gece kara görmeden yol alacağız ve yolda herhangi bir market veya restoran bulunmamakta 🙂 . Alışveriş listesi baya kabarık. Listeyi hazırlarken alınacakları kategorilendirmek akıllıca oluyor.

Temel ihtiyaç maddeleri, yemeklik malzemeler, keyiflik yiyecekler, kişisel ihtiyaç ve istekler, hijyen amaçlı malzemeler ve acil durum ihtiyaçları. Alışveriş için 2 cadde yukarıda bulunan Spar markete gidiyoruz. En önemli konu şu: Deniz ortasında aç kalmak birkaç gün için sorun olmayabilir fakat susuz kalmak ölümle burun buruna gelmek demektir. Su için seçimimiz Kaplja marka sular oluyor. İçme suyu dışında teknede bulunan depoda temizlik, bulaşık, tuvalet ve duş için kullanacağımız suyumuz da mevcut.

Yiyecek olarak basit, çabuk hazırlanacak ve besleyici gıdalar seçmekte özen gösteriyoruz. Teknede her ne kadar ocağımız olsa da tüpümüz kısıtlı ve onu da en verimli şekilde kullanmamız gerekmekte. Bol miktarda ekmek, makarna, patates, müsli, süt ve meyve suyu alıyoruz. (Makarnayı daha çekici hale getirmek için mutlaka parmesan peynirini öneririm.) Her ne kadar keyifli bir yolculuk olacaksa da 11 metre bir tekne içinde 3 kişinin yaşayacağını düşününce psikolojik açıdan zorlu bir yolculuk olacağı kesin. Daha önce gittiğim kamplardan edindiğim tecrübe ile çikolatanın önemini asla göz ardı edemiyorum. Unutulmaması gereken başka bir konu da peçete, kağıt havlular, yara bandı, kolonya gibi hijyen ve temizlik malzemeleri.
Alışverişten sonra komşu teknedeki komşumuz Michel bizi Piran yolu üzerinde kasabanın çıkışındaki bir tepeye götürüyor. Burası bütün kasabayı görebileceğiniz çok iyi bir seyir terası.
foods

Aldıklarımızı da tekneye yerleştirdikten sonra yine kasabada ufak bir keşif yürüyüşüne çıkıyoruz. Ufak bir dükkandan olta, palet, gözlük alıyoruz. Bütün yol boyunca açık denizde illa ki bir şeyler denk gelir umuduyla. Marinanın yakınındaki pazar yerinde değişik hediyelik eşyalar, giyim ve ayakkabılar alınabiliyor. Yalnız burada da bizde olduğu gibi pazarlık yapmak şart.

Baran ile birlikte kendimizi tam bir keşif ruhuyla ara sokaklara atıyoruz. Buradaki dar ara sokaklar, rengarenk evler dikkate değer bir güzellik sergiliyor. Her yer çok temiz, sakin ve huzurlu. Ara sokaklarda amaçsızca dolaşırken gözümüze bir kilise çarpıyor. Tepelik bir konumda olan bu kiliseyi gezmek için kapısına doğru yaklaşıyoruz. Şansımıza kilisede bir ayine denk geliyoruz. Gerçi bu tahminimden daha farklı bir ayindi. Gitar eşliğinde söylenen eğlenceli şarkılar ve birlikte yapılan figürler çok eğlenceli görünüyordu. Kilisenin tarihi bir yapısı mevcut. İçerideki heykeller ve tavan resimleri görülmeye değer.
Sokakları gezerken sokaklardaki heykeller, jazz konserlerinin afişleri bize bulunduğumuz kasabanın kültürel hayatı hakkında bilgi veriyor. Ayrıca çok güzel olan kafeteryalarda vakit geçirmek son derece keyifli.

Bu ufak gezintinin ardından tekrar marinaya dönüyoruz. Ben satın aldığımız eşyaları tekneye yerleştirmekle meşgulken Baran da Michel ile birlikte bir bidon benzin almaya gidiyor. Benzini depoya koyduktan sonra ilk kez motoru çalıştırıyoruz ve marina içinde bulunan benzin istasyonundan depoyu dolduruyoruz.

Akşam yemeği teknede. Menüde İtalyan usulü spagetti, salata ve bira var.

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

Sakız Adası – Çeşme

Sabah 06:30’da demir alıyoruz ve yola çıkıyoruz. Adanın güneyine indikten sonra yönümüzü doğuya çeviriyor ve …