Gevhernik kalesinden Cehennem Deresi Kanyonu yönüne
Gevhernik kalesinden Cehennem Deresi Kanyonu yönüne

Gevhernik Kalesi | Ardanuç, Artvin

Rotamın dışına çıkıp Ardanuç‘a geldiğimde burada geçirdiğim bir gün biraz zorlu fakat oldukça keyifliydi. Yakın bir geçmişte Tunç Fındık’ın tanıtım amaçlı kaya tırmanışı yaptığı Cehennem Deresi Kanyonu‘nda gezinti yapıp fotoğraf ve video kaydı aldıktan sonra rotamızı ilçenin girişinde, oldukça yüksek ve sert bir kayalığın üstünde yer alan Gevhernik Kalesi‘ne çeviriyoruz.

Ardanuç ilçesinin ismine konu olmuş hikayenin sahne olduğu kaleyi görmek ise benim için büyük süpriz oldu. Günümüzde kaleden geriye pek bir şey kalmamış olsa da tarihi, hikayeleri bilerek buraları keşfetmek seyahatimi anlamlı kılıyor. İlçeye adını veren hazin bir aşk hikayesine konu olmuş Gevhernik kalesi, çevresinde Lomlar‘ın yaşadığı eski ilçe merkezi Adakale, tarihi yapıları, yardımsever, temiz kalpli insanları ve heyecanlı yürüyüş patikaları ile buraları keşfetmek isteyen yolcuları bekliyor.

Gevhernik kalesi için zorlu olan yolu seçerek bayır yukarı yürüdük.
Gevhernik kalesi için zorlu olan yolu seçerek bayır yukarı yürüdük.
Kalenin yamacından Ardanuç
Kalenin yamacından Ardanuç

Gevhernik Kalesi

Kale girişindeki tabelada yazdığına göre kalenin çevresinde gümüş madeni olduğundan “Maden” ve “Cevher” anlamına gelen “Gevheri Nik” kalesi veya günümüzde bilinen şekli ile Gevhernik Kalesi ismiyle anılmaktadır. V.yy’da yapıldığı tahmin edilen kale Gürcü krallarına ve Çıldır atabeylerine başkentlik yapmıştır. 1551 yılında Osmanlılar tarafından ele geçirilen kale, 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından onartılmıştır. Bu onarımı anlatan bir kitabe bulunuyor olsa da kitabeyi görme şansını elde edemedim. Gevhernik Kalesi dışkale – içkale yapılaşmasının çevredeki tek örneğidir. Günümüze kadar ulaşan kalede dış kale bozulmuş olsa da iç kale halen özelliğini korumaktadır.

Gevhernik kalesinden kalan duvarlar
Gevhernik kalesinden kalan duvarlar
Gevhernik kalesinden Cehennem Deresi Kanyonu yönüne
Gevhernik kalesinden Cehennem Deresi Kanyonu yönüne

Kale yüksek bir tepede bulunuyor. Günümüze kalan bir kaç parça yıkık duvardan başka bir yapı mevcut değil. Yine de kalenin bulunduğu tepeden harika manzaranın tadını çıkarabilir, çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ayağınızda doğa yürüyüşüne uygun, kaymayan bir ayakkabı olduğundan emin olun. Yükseklik korkusu olanlar kaleye çıkarken son derece dikkatli olmalı.

Bölgedeki arazide yılanların olduğu söylense de maalesef kendileriyle karşılaşma fırsatım olmadı. Önlem olarak uzun ve bol pantolon giymeniz uygun olacaktır.

Kaleye ulaşmak için ilçenin eski merkezi Adakale mahallesine ulaşmak gerekiyor. Burada başlangıcı pek de belli olmayan bir patikadan kısa ve kolay bir yürüyüşle kaleye çıkan ilk ahşap merdivene ulaşabilirsiniz. Merdiven şimdilik güvenli görünse de iyice kontrol etmeyi ihmal etmeyin. İlk ahşap merdivenden sonra oldukça dik ve pek de güven vermeyen metal bir merdiven var. Bu merdivenin korkulukları olsa da sağ tarafındaki dik ve yüksek uçurum insanı korkutmaya yetiyor. Sakin ve dikkatli bir şekilde buradan çıkabilirsiniz. İnerken de tavsiyem yüzünüzü merdivene dönerek ve korkuluklardan tutarak yavaşça kontrollü bir şekilde inmenizdir.

Kaleye çıkan merdivenlerden
Kaleye çıkan merdivenlerden

Kalenin bulunduğu alanın çevresinde herhangi bir korkuluk bulunmuyor. Bu yüzden kenarlardan uzak durmanız sağlığınız açısından faydalı olur. Çevreye kuşbakışı göz atmak ve harika fotoğraflar çekmek için tüm bu eziyetlere kesinlikle değer.

Adakale Mahallesi

Adakale mahallesi sokaklarından
Adakale mahallesi sokaklarından

Kalenin aşağısında yamaca kurulu olan Adakale mahallesi ilçenin eski merkezi olduğu için tarihi yapılara evsahipliği yapıyor. Ardanuç ilçe merkezinde çoğunlukla Ahıska Türkleri yaşıyor olsa da Adakale mahallesinde yaşayan Lomlar ilçenin geri kalanından oldukça farklı. Çok fazla kaynak bulamasam da Wikipedi’den aldığım şu bilgi Lomlar hakkında bilgi verebilir:

Lomlar (Ermenice: բոշա – bosha / Ermenice: գնչու гнчу -Roman гнчу, Rusça: Боша – Bosch), Poşa, Boşa veya Kafkas Çingeneleri olarak da adlandırılan. Gürcistan, Ermenistan, Türkiye ve az da olsa Azerbaycan’da belli bölgelere dağılmış olan Hint-Aryan dilleri’nde ve içinde Ermenice kelimelerin de bulunduğu Lomavren veya Lom dili olarak adlandırılan dili konuşan 11. yüzyıl’da Hindistan’dan ayrılmış ve batıya doğru göç etmiş günümüzde Domlar, Dombalar ve Rom gibi gruplarla beraber çağdaş Roman halklarının etnolojik yapısını oluşturan Proto-Roman bir etnik grup.

Mahalleye indiğimizde bizi burada yaşayan çocuklar karşılıyor. Son derece içten davranan çocuklar bize gönüllü rehberlik yaptılar. Mahallede bulunan tarihi İskenderpaşa Camii’sini, ahşap konağı ve eski Gürcü mezarlığının bulunduğu alanı gösterdiler. Çocuklar arasında bir tanesi vardı ki kendisini hiç bir zaman unutmayacağım. Adı İrfan olan bu gencin konuşma problemi var. Kelimeleri düzgün söyleyemiyor. Çevredeki çocuklar bu durumu kendi aralarında ti’ye alsalar da İrfan’ın yüzü hep gülüyor, hep bir sevecen, içten tavırlar halinde. Belli ki kimseye kızmakla vaktini boşa harcamıyor.

İrfan ve ben
İrfan ve ben
Adakale'nin maskotu İrfan
Adakale’nin maskotu İrfan

Adatepe mahallesindeki 1551 yılına tarihli İskenderpaşa Camii ahşap minaresi ve yapısıyla dikkat çekiyor. Camiinin bahçesinde Osmanlı Dönemine ait Hatice Hanım, Ali Paşa ve Süleyman Paşa’ya ait türbeler bulunmaktadır. Yörenin ilk camisi olması açısından önem taşımaktadır. Ardanuç Kalesini Feth eden İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dört ahşap direk üzerine oturtulmuş kubbesiyle zamana meydan okumaktadır.

Ahşap yapıya sahip İskenderpaşa Camii | 1551
Ahşap yapıya sahip İskenderpaşa Camii | 1551
Tarihi ahşap konak
Tarihi ahşap konak

Camiiden az yukarda bulunan, yarı yıkılmış haldeki tarihi ahşap konak vakti zamanında burada yaşayan Gürcü aileye evsahipliği yapmış. Söylenenlere göre devlet burayı onarmayı düşünüyormuş ama bununla ilgili herhangi bir çalışma şimdilik söz konusu değil.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=Y6X3YPZBvq4]

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

ekip-asansor

Bir Haftasonu Kaçamağı: İzmir

Accor Hotels davetiyle gerçekleştirdiğimiz Gaziantep gezisinden sonra bir haftasonunu da İzmir için ayırdık. #BizeGöreİzmir etiketi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir