Bir Haftasonu Kaçamağı: İzmir

Accor Hotels davetiyle gerçekleştirdiğimiz Gaziantep gezisinden sonra bir haftasonunu da İzmir için ayırdık. #BizeGöreİzmir etiketi ile paylaştığımız İzmir gezisinde harika ekiple bir araya gelmek, büyüdüğüm şehri gezgin edasıyla arşınlamak benim için son derece keyifli bir tecrübe oldu. Bir haftasonuna neler sığdırmadik ki? Şehir merkezinin en güzel noktalarını ziyaret ettik, İzmir’in meşhur esnaf mekanlarında tıka basa karnımızı doyurduk, aynı gün içinde Teos’u ve Alaçatı’yı ziyaret ettik. Kısacası İzmir’in tadını çıkardık.

İzmir gezimiz boyunca Accor Hotels daveti ile İbis Hotel’de konakladık. Metro ve tren garına yakın olan İbis Otel’e havalimanından ulaşım son derece kolay. Alsancak’ta yer alan otelden Kordon’a, Alsancak vapur iskelesine ve gece hayatının merkezi sayılan Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürüyerek ulaşmak mümkün.

Bu yazımı gezi anıları ile karışık haftasonu İzmir’de nerelere gidilir, neler yenir, neler yapılır formatında yazmaya karar verdim. Buyrun okuyun: Bir İzmirli gözünden İzmir seyahati.

İzmir’de Nereyi Görmeli?

Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi

Kordon, İzmir
Kordon, İzmir

Şehrin kalbi konumundaki Alsancak’ın eğlence, alışveriş ve boş vakit geçirmek için en doğru adresidir Kıbrıs Şehitleri Caddesi. İzmirliler arasında “köy meydanı” olarak da bilinir. Kıbrıs Şehitleri’ne her çıktığımda en az bir kaç arkadaşımı görmem kesinlikle tesadüf değildir.

Sabah, öğlen ve akşam farklı bir atmosfere bürünen cadde üzerinde sıra sıra dizilmiş dükkanlardan alışveriş yapabilir, ara sokaklarında yer alan keyifli kafe ve barlarında eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Deniz havası almak için iki dakikada Kordon’a çıkıp geniş çimenlerde rahatlıkla yayılmanızı da tavsiye ederim.

Gece keyifli bir yerde oturup bir şeyler içelim, iki lafın da belini kıralım diyenler için Bornova sokağındaki Cafe Del Mundo Lounge’ı tavsiye ederim. Gezimizin ilk akşamında burada harika bir akşam geçirdiğimizi de ekleyim.

Körfezde Vapur Keyfi

vapur-izmir

İzmir körfezini İstanbul boğazı ile kıyaslamaya kalkarsam oldukça ufak olduğunu söylemem gerekir. Bu da kafanıza göre bir vapura binip Karşıyaka’ya gidip dönmek için harika bir bahane olacaktır. Şehre denizden bir bakış atmak, körfez havasını solumak ve bunu bir çırpıda gerçekleştirmek son derece keyifli bir aktivitedir. İzmirli canı sıkılınca vapura biner, karşıya geçer ve geri döner. Bunu siz de deneyin, kesinlikle keyifli vakit geçireceğinizden eminim.

Eminim aranızda körfezin koktuğuna dair söylentilere denk gelenler olmuştur. O leş kokan yer körfez değildi, şehrin iç kısımlarındaki ıslah edilmemiş bir dereydi. Lakin uzun yıllardır yapılan çalışmalar sonucu o leş kokulu günler geride kaldı dostum.

Kemeraltı ve Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı | Fotoğraf: Olgunkin
Kızlarağası Hanı | Fotoğraf: Olgunkin

Yaklaşık 400 yıllık geçmişe sahip bu devasa çarşı İzmir’de ticaretin de kalbi konumundadır. İhtiyacınız olan her ne varsa Kemeraltı çarşısında bulmanız mümkün. Bir kaç semte yayılmış bu devasa çarşı kendi içinde çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Çantacılar, kuyumcular, giyim, hediyelik eşyalar ve hatta iç giyim dükkanları bölge bölge çarşının içinde yer almakta.

Kemeraltı’nda yürümekten yorulunca yapılacak en güzel şey 1744 yılından günümüze ulaşan Kızlarağası Hanı’nı ziyaret etmektir. Hanın tam ortasındaki bahçede oturup sakızlı dibek kahvesi eşliğinde yorgunluk atabilirsiniz. Kızlarağası’na uğramışken üst katına çıkıp birbirinden ilginç eşyalar satan eskicilere de göz atmayı ihmal etmeyin.

Asansör

asansor-izmir

Bir şehrin asansöre sahip olması kulağa garip geliyor değil mi? Karataş semtinde bulunan Tarihi Asansör 1907 yılında Musevi işadamı Nesim Levi tarafından yaptırılmış. Asansörün birbirine bağladığı Mithatpaşa caddesinden Şehit Nihatbey caddesine ulaşmak için yaklaşık 155 merdiveni çıkmak gerekiyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kadınların daha rahat etmesi için yapılan asansör günümüzde oldukça ilgi çeken şehrin turistik bölgeleri arasında yer alır.

Tarihi asansörün bir başka örneği var mı diye araştırma yaptığımda 1955 yılında Oregon, ABD’de yapılan bir başka şehir asansörüyle karşılaştım. Bulunduğu yer ve ilk yapıldığında sahip olduğu mimari İzmir Tarihi asansörle son derece benzerlik gösteriyor.

asansor-izmir-cafe

Asansörle yukarıya çıktığınızda sizi harika manzaraya sahip keyifli bir kafe karşılar. Burada bir mola verip körfezin manzarasına dalabilir, kalabalıktan fırsat bulup çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Balçova Teleferik

Teleferikle yukarıya çıktıktan sonra sizi harika bir manzara karşılar.
Teleferikle yukarıya çıktıktan sonra sizi harika bir manzara karşılar.

Yaklaşık 3200 yıl önce büyük komutan Agamemnon, Truva savaşında yaralanan askerlerinin hızlıca iyileşmesi için Balçova semtinde yer alan termal kaplıcalara yollarmış. Günümüzde burada bulunan kaplıcalar yerli ve yabancı çok sayıda kişiye şifa sağlamaya devam ediyor.

teleferik-ortam

Balçova semtinde Agamemnon kaplıcalarının yanında 10:00 – 22:00 saatleri arasında hizmet veren teleferik ile yukarıya çıkarak eşsiz körfez ve vadi manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Teleferikle çıkılan tepede yer alan piknik alanında seyir terasları, kafe ve mangal keyfi sevenler için bir de market yer alıyor.

Teos Antik Şehri

teos-amfi-tiyatro

İzmir’in ve belki de Türkiye’nin en sakin, sessiz ve yaşanılası yerlerinden birisi olan Seferihisar ülkemizde Cittaslow olarak kabul edilmiş 11 kentten birisidir. Seferihisar’ın tarihi Etrüsk ve İyonyalılara kadar uzanıyor. Aka, Karya, İyon, Pers, Bizans, Selçuk ve Osmanlı izlerine rastlamak mümkün.

Seferihisar’da yer alan Teos antik kenti çok eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış, zamanının en önemli liman kentleri arasında yer almaktadır. Günümüzde çok fazla bir eser kalmamış olsa da geniş bir alana yayılmış antik kentte bir saatlik yürüyüş kesinlikle keyifli bir aktivitedir. Antik kentin en sevdiğim yerleri Dünya’nın en büyüğü olan Dionysos tapınağı ve meclis olarak kullanılan amfi tiyatro.

Antik kentin iyice içlerine kadar yürürseniz tarihi limanın olduğu deniz kıyısına ulaşabilirsiniz. Tarihle çepeçevre bir alanda deniz keyfi yapmayı unutmayın derim.

Sığacık

Kaleiçi'ndeki pazarda sizi güler yüzlü insanlar karşılar.
Kaleiçi’ndeki pazarda sizi güler yüzlü insanlar karşılar.

Seferihisar’a 5 km mesafede bulunan bu keyifli sahil kasabası hem harika plajları ile hem de sakin, sessiz yapısı, lezzetli yerel tatları ile kesinlikle ziyaret edilmesi gereken yerler arasında. Şehir dışından gelen turistlerin yeni yeni uğradığı Sığacık, çok daha popüler olan Alaçatı, Çeşme, Kuşadası gibi merkezlerin aksine yerel dokusunu korumayı başarmıştır.

sigacik-sabun-pazar

Sığacık’ı ziyaret etmek için en güzel zaman sanırım Pazar günüdür. Pazar günü biraz kalabalık olabilir, hayal ettiğiniz çok sakin ve sessiz kasabaya ulaşamayabilirsiniz fakat kale içinde kurulan organik pazarı görmek için başka bir şansınız maalesef yok. Kale içinde kurulan pazarda Sığacık halkının kendi yaptığı birbirinden lezzetli ve güzel ürünlere ulaşabilirsiniz.

sigacik-sarma-pazar

Yerel otlar, taptaze sebzeler, meyveler, zeytinyağlı sarmalar, gerçekten meyveden yapılmış meyve suları, el açması börekler, rengarenk sabunlar ve en güzeli ise güler yüzleri, tüm içtenlikleri ve samimiyetleri ile gelenleri karşılayan Sığacık halkı. Başka hiç bir yerde denk gelemeyeceğiniz bu keyifli pazar yeri deneyimini kaçırmayın derim.

Alaçatı

Alaçatı'nın olmazsa olmazı: Renkli kareler.
Alaçatı’nın olmazsa olmazı: Renkli kareler.

Tamam itiraf zamanı, Alaçatı’dan hiç bir zaman haz etmemiş olsam da sokaklarında kaybolmaktan feci keyif alıyorum. Bence gereksiz ve anlamsızca abartılmış bir üne sahip bu şirin kasabaya fırsatınız olursa bir uğramak, sokaklarında dolaşmak dışında çok takılmanın anlamı yok. Bir bardak limonataya 20 tl, yarım tabak kerevize 30 tl vermek istiyorsanız durum başka tabii.

Bu kadar negatif düşüncenin ardından Alaçatı’nın popüler hale geldikten sonra geçirdiği değişimin güzel yanlarından da bahsetmek istiyorum. Labirent tarzında dar ara sokakları birbirinden renkli ve hareketli mekanları ile sokak fotoğrafı sevenler için Alaçatı oldukça güzel bir kasaba. Yüksek sezon aylarda ve haftasonu kalabalığına takılmadan sezon dışında ziyaret etmenizi öneririm. Böylece sakin sokakların tadını çıkarabilir, rengarenk mekanların, çiçeklerle bezenmiş sokakların fotoğraflarını çekerek arkadaşlarınızı kıskandırabilirsiniz.

Alaçatı’nın son derece popüler olmasının asıl sebebi plaj tarafının rüzgar sörfü eğitimi ve egzersizi için çok iyi bir konuma sahip olmasıdır. Dünya’nın dört bir yanında rüzgar sörfçüleri yaz ve kış aylarında egzersiz yapmak için buraya gelmekte. Sahilde bulunan sörf okullarından ücret karşılığı eğitim alabilir veya malzeme kiralayarak rüzgar sörfünün tadını çıkarabilirsiniz.

İzmir’de Nerede Ne Yemeli?

Alsancak Dostlar Fırını

Oran önemli: İki boyoz, bir yumurta, bir parça tulum peyniri.
Oran önemli: İki boyoz, bir yumurta, bir parça tulum peyniri.

İzmirlinin boyoz fetişini duymayan yoktur herhalde. Yaklaşık 500 sene önce Anadolu’ya gelen Sefaradlar tarafından İzmir mutfağına katılan boyoz mayasız bir hamur işi yiyecektir. Bu kadar eski tarihe sahip olması da nesiller boyunca sevilen ve keyifle tüketilen bir ürün haline gelmesinde etkili sanırım.

İzmir’de yaşarken sabah kahvaltısında ve akşam bar çıkışında yediğim boyozun lezzetini şehirde olmadığım her an özlüyorum. Ekiple odalarımıza yerleştikten sonra dosdoğru Dostlar Fırını’nın yolunu tuttuk. Efsaneleşmiş Avram Usta’nın boyoz geleneğini Alsancak Dostlar Fırını günümüzde halen sürdürüyor. Boyozun yanında tabii ki koyu bir çay ve İzmir tulumu ile taş fırında pişmiş 2 yumurtayı lüpletmek de şart.

Hasır Ocakbaşı Kobalak

kobalak

Körfezde vapur keyfi yapıp Karşıyaka’ya geçtikten sonra karnı acıkanlar için en güzel adres çarşının sonunda yer alan Hasır Ocakbaşı Kobalak’tır. Vejeteryan veya veganlar için pek uygun olmayan mekan kendi besilerinden yaptıkları lezzetli ızgara, köfte ve kebap çeşitleri ile hizmet veriyor. Tüm yiyeceklerin yanında kendi üretimleri olan sucuk köfte var ki şimdiye kadar tattığınız tüm köftelerin lezzetini yerle bir edecek kadar güzel.

Hisarönü Söğüşçüsü & Hüseyin Usta

 

Söğüş de tıpkı boyoz ve kumru gibi İzmir’e özgü lezzetlerden birisi. Hatta bana sorarsanız özellikle yaz sıcaklarında yiyebileceğiniz en lezzetli yiyeceklerin başında geliyor. Kızlarağası hanının hemen yanıbaşında yer alan Hisarönü Söğüşçüsü ise çocukluğumdan beri keyifle uğradığım bir mekandır. Buraya yolunuz düşmez ise Alsancak Kıbrıs Şehitleri caddesinde bulunan Hüseyin Ustadan da söğüş yiyebilirsiniz. Yine de bunca yıllık İzmir yaşantıma dayanarak size inatla Hisarönü Söğüşçüsünü tavsiye edeceğim.

Sakatatla arası iyi olmayanlar bu cümleden sonrasını atlayarak bir sonraki başlığa geçebilir. Söğüş basitçe haşlanmış dil, beyin ve yanağın soğuk halde incecik doğranarak soğan, maydonoz, tuz, biber ve kimyon eşliğinde dürüme sarılması ile sunuluyor. Şehir dışından gelen çoğu insan bunu duyduğunda gözlerini açıp önyargılı bir şekilde “yemem ben öyle şeyler” dese de bana güvenin, bir kere tadına bakınca vazgeçmeniz çok zor.

Hisarönü Şambalicisi

sambali

Kemeraltının altını üstüne getirdiğinizi, söğüşünüzü yediğinizi, Kızlarağası hanında kahve keyfinizi de yaptığınızı varsayıyorum. O kadar yorgunluğun ve keyfin üstüne hemen arka sokaktaki Hisarönü Şambalicisinden alacağınız tatlıya kesinlikle bayılacaksınız. Şambali hakkında çok ahkam kesmeye gerek yok sanırım. Lezzetli tatlının en lezzetlisini ancak ve ancak bu ufacık tarihi dükkanda bulabilirsiniz.

Serkan & Hamza Midyecilik

Boyoz, söğüş, kumru, şambali derken İzmir’in en ünlü lezzetine sıra geldi: Midye dolma.
İzmir’in dört bir yanında oldukça lezzetli midye dolma yemeniz mümkün. Nerede midye yerseniz yiyin asla ve asla Serkan & Hamza’nın midyesi kadar lezzetli, sıcak ve doyurucu midye bulamayacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Aslında bir midyeci daha var, kesinlikle dünyanın en iyi midyesini satan bir amca, onun adresi de bana kalsın 😉

Yiyebileceğiniz en güzel midyeler için şehir merkezinden uzaklaşıp İnciraltı’na kadar gitmeniz gerekiyor. Mesafeler gözünüzü korkutmasın, otobüsle merkezden en fazla 30-40 dakikada ulaşabilirsiniz. Her daim sıcacık ve taptaze midyelerden öyle üçer, beşer değil ellişer, yüzer yemek isteyeceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Aç karnına uğramanızı tavsiye ediyorum. Bizim ekiple bir oturuşta toplam 300 midyeyi gömmüş olsak da bana göre ancak tadımlık bir operasyondu diyebilirim. Lezzetli midyelere saldırışımızı görmenizi isterdim, kıtlıktan çıkmış çocuklar gibi koca masada ardı ardına açılan midyeleri umarsızca midelerimize gömdük. Çok da iyi ettik 🙂

Def-i Gam

def-i-gam

Ege – Akdeniz usulü kahvaltıya kim hayır diyebilir ki? Sığacık’ta bulunan Def-i Gam ben dahil ekipteki herkesin kahvaltı algısını yerle bir etti diyebilirim. Tamamı yerel ürünlerden oluşan onlarca çeşit ürünün yanında teyzelerin elleriyle yaptıkları harika böreklere eşlik eden soslar ve tabii ki pişinin İzmir tulumu ile birlikteliği. Aklıma geldikçe acıkıyorum sevgili okuyucu. Bana daha fazla eziyet etmemeni rica edeceğim. Sığacık’a uğradığında Def-i Gam’da bir kahvaltı keyfi yaparsan kelimelerin kifayetsiz kaldığına şahit olabilirsin.

Son derece lezzetli ve tarihle iç içe İzmir gezimizden aktaracaklarım şimdilik bu kadar. İlerleyen günlerde daha detaylı yazılar yazmayı planlıyorum. Bu keyifli gezide birlikte keyifli vakit geçirdiğim, çoğu zaman heyecanla bildiğim her şeyi bir anda anlatmaya çalışarak esir aldığım sevgili yol arkadaşlarımı da anmak istiyorum. Instagram ve diğer sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Bu ekip bir harika dostum :) | Fotoğraf: Sakir YILDIRIM
Bu ekip bir harika dostum 🙂
| Fotoğraf: Sakir YILDIRIM

Vize düşmanı dostum @vizesizgeziyorum Aykut, @sehirnotlari Gizem ve Berk, lezzet guruları @oburcan Ayberk ile eşi @madamstiletto ve @harbiyiyorum Salih Abi ile eşi @baharsevinc, keyifli yazıları ve fotoğrafları ile @ikokesifte İlkay, kıskandığım yegane günce @oitheblog Öykü ve İdil, tropiklerin vazgeçilmezleri @gezgincift, leziz fotoğrafların sahibi @hakanyasar, kıskançlık yaratan fotoğrafların sahibi @sakiryildirim, harika videoları ile @15.rec Mali, yemek.com’dan Duygu ve harika videolarıyla Özkan.

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

Bir Lezzet Seyahati: Gaziantep

Mayıs ayı oldukça hareketli geçti. Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep, Ordu, İstanbul, İzmir derken hızlı hareket etmenin …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir