Hopa'dan sonra asfalttan yürümek hiç hoş bir deneyim değildi.
Hopa'dan sonra asfalttan yürümek hiç hoş bir deneyim değildi.

Arhavi Yolu ve Sıcakla Bunalmak

Yürüyerek Doğu Karadeniz’i keşfetmeye devam ediyorum. Sarp sınır kapısından başlayan yolculuğumun ilk durağı Liman Köyü olmuştu. Burada yaşayanların tavsiyesine uyarak rotamı ana yola çevirdim ve kısa bir yürüyüş ile çok şirin bir köy olan Esenkıyı Köyü‘ne ulaştım. Üçüncü günüm için önümde uzun bir yol vardı. Artık tempoyu arttırıp biraz vakit kazanmak istedim. Ana yoldan yürümek gerçekten de hiç eğlenceli değil. Bu yüzden ne kadar çok yol alırsam bu durumdan o kadar kolay kurtulabilirdim. Haritamı kontrol ettim, mesafeleri hesapladım ve Hopa‘yı geçerek Arhavi yolu üzerinde yürümeye karar verdim. Sıcak bir hava, gölgesi bulunmayan bir ana yol ve 16 km yürüyüş… Uzun zamandır idmandan uzak bacaklarım için kötü haberler.

Hopa Yolunda

Esenkıyı köyden 11.00 civarı yürümeye başladım başlamasına da hava çok sıcaktı. Yoldaki tüneller sebebiyle sağ taraftan yola devam etmeye karar verdim. Bunun sakıncaları ve tehlikeleri oldukça yüksek. Ben yaptım, siz yapmayın. Her an arkadan bir manyak sürücü denk gelir de çarpar mı korkusu ile adım atmak, yakıcı Güneş’in altında terleyerek yola devam etmek, zorlu şartlar ve sıvı kaybı sebebiyle yükselen stresi kontrol altına almak eğlenceli olmasa da yolun gerçeklerindendir. Bir saate yakın bir yürüyüş sonrası Hopa tabelasını görünce içim rahatladı. Büyük bir yerleşim yeri yol kenarında kaldırım ve dinlemek için gölgelik alan anlamına geliyor. Sıcaktan bunalmış ve yorulmuş bir halde bitkin düşmeye başladığımı farkedince yol kenarında bulduğum ilk ağacın gölgesine sığındım. Oturacak bir yer yoktu, yine de yol kenarındaki bariyerlere dayanıp biraz soluklandım. Elimi yüzümü ıslattım, şapkamı suladım, gelen geçen araçlara baktım derken sırtıma çantamı yüklendim ve oturup bir şeyler yemek, öğlen vaktini geçirmek için bir yerler aramaya başladım.

Yol tabelası bile mola vermem için beni uyarıyor.
Yol tabelası bile mola vermem için beni uyarıyor.

Yol kenarındaki bariyerde dinlendikten sonra yürümeye başlıyorum ve önümdeki virajı dönünce görüyorum ki hemen deniz kıyısında oturacak alan ve kocaman ağaç gölgesi varmış. Stresime yenik düşmeyip onbeş, yirmi adım daha atsam fıstık gibi yerde dinlenme şansım olacakmış. Bu durum yolda iken başıma hep geliyor gelmesine de çaresini bulabilmiş değilim.

Yavaş yavaş yorgunluk ve açlık kendini hissettirmeye başladı. Tam da güzel yerde denk geldi. Limanı geçiyorum, yerleşim alanları başladığında ise sol taraftaki kaldırımı kesiyorum. Haydi diyorum yol üstü liman yakını bir Karadeniz pidecisi falan olsa da hemen atlasam. Geniş bir sokağın içinde pideci tabelasını görünce çocuklar gibi şenleniyorum. Karşıya geçiyorum, sokakta ilerliyorum fakat o da ne? Lokanta tadilat sebebiyle kapalı. Uff diyorum napalım biraz daha yürümeli.

Yaşasın esnaf yemeği
Yaşasın esnaf yemeği
Hayatım boyunca içmediğim kadar çay içtim buralarda.
Hayatım boyunca içmediğim kadar çay içtim buralarda.
Hopa devlet hastanesi arkasındaki Semazen Kafe
Hopa devlet hastanesi arkasındaki Semazen Kafe

Az ilerde devlet hastanesini görünce dalıyorum bahçesine, arka tarafta güzel bir kafeterya var. Kesin yemek de vardır. Güzel ve uygun fiyatlı yemek konusunda hastane çevreleri kesin çözüm sunarlar. Bu sefer de durum farklı olmadı. Semazen Kafe’ye oturdum, esnaf lokantası tadında güzel yemekler mevcut. Vedat Milor’u anarak lokmaları bir bir lüplettim. Havanın biraz düşmesini bekledim. Yolum uzun, 10 km daha yürümem gerekiyor Arhavi’ye varmak için. Karnım doydu, ayaklarım dinlendi ve yola çıkmaya hazırım.

Hopa Çıkışı, Arhavi Yolu

Sırtlanıyorum evimi kaplumbağa misali, düşüyorum yollara. Arhavi yolu yürünmeyi bekler. Güneş sağımda parıldıyor, şehir içinde ağaçların gölgeleri bir nebze olsun yardımcı olmaya çabalıyor. Gölgeler kaldırımdan yola uzanmış durumda. Öğleden sonra saatleri. Tüm bunları düşünürken bir anda sağımda Kazım Koyuncu’nun heykelini görüyorum.

Yerim yurdum yoktur benim.
Dünya’da bir yerdeyim.
Kazım KOYUNCU

Kazım KOYUNCU heykeli, Hopa
Kazım KOYUNCU heykeli, Hopa

Tam da yorgunluk, sıcak hava, ne yapacağım bu yollarda diye düşüncelere dalmışken bir anda karşıma çıkan bu sözler keyfimi yerine getiriyor. Ben rastlantılara inanmam arkadaş. Çantamı bir hareketle düzeltiyorum, “haydi Güneş Arhavi yolu seni bekler” diyerek gaza geliyorum, adım atmaya başlıyorum.

Yürüyüşçü için seçimler vazgeçmeler anlamına gelir. Seçimim Arhavi yönü.
Yürüyüşçü için seçimler vazgeçmeler anlamına gelir. Seçimim Arhavi yolu.

Böyle tam gaza gelmiş, keyfim yerinde ilerlerken bir anda tekrar moralim bozuluyor, küfürler zihnimi dolduruyor. Memlekette neyimiz tam ki yollarımız düzgün planlanmış olsun değil mi. Kaldırımdan yürüyorum, sol tarafımda yüksek bariyerler var, tamam normal, iyi, güzel, hoş. Peki bir yol ayrımına geldiğim zaman ben karşı kaldırıma nasıl geçeceğim? Yolun her yanını bariyerle kapatıp bir de buraya utanmadan kaldırımı hapseden bir şehir planlamasını hayretle izliyorum. Sırtımda koca çanta ile bel yüksekliğinde bariyerin üstünden atlamak zorunda kalıyorum. Tabii bariyeri atlar atlamaz yoldayım. Vızır vızır da trafik. Karşı kaldırıma geçmek için yine aynı hikaye.

Muhteşem şehir ve yol planlaması
Muhteşem şehir ve yol planlaması

Hopa çıkışında bir süre daha yolun sağında ve gölgeden uzak yürüdüm durdum. Bir saate yakın yol yürüdükten sonra uzakta gördüğüm üst geçit bana bir umut ışığı yaktı. Üstümdeki tshirt terden sırılsıklam vaziyette üst geçide vardım. Gölgesinde biraz dinlenmeye çalıştım. Gölge var da hava çok nemli, çok. Üstümdeki tshirt ıslaktan öte, sırılsıklam. Her yanımdan ter damlar halde yanımdaki su ile kendimi serinletmeye çalışıyorum ama ne mümkün. Yoldan geçen araçlar sinirimi bozuyor. Gereksiz yere hız yapan saçma sürücüler virajı alırken ne güvenlik şeridini umursuyor ne de çevresindeki diğer araçları. Artık yolun soluna geçme vakti geldi. En azından karşımdan gelen araçları görmek istiyorum. Ne faydası olacaksa…

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=zgAeoUADw6s]

Yolum uzun, hava sıcak, gölgeden yoksun bir şekilde yürüyorum. Suyumu yettirmeye çabalıyorum. Bir sonraki köye daha vakit var. Asfalttan yansıyan sıcaklık bir fırının içinde yürüyormuş hissi yaratıyor. Çok terliyorum, hem de haddinden çok. Yapmamam gerekeni yapıyorum, bu sıcakta ana yolda, güneşin altında adım atıyorum. Bir yandan kendime kızıyorum bir yandan kendime gaz veriyorum. Biraz daha idare edeyim, belki kenarda güzel bir ağaç denk gelir de gölgesinde otururum. Saatimi kontrol ediyorum, gün batmadan Arhavi yolu biter mi bitmez mi, şüphe ediyorum. Kendime yenilmeden, stresime boyun eğmeden ilerlemem gerekiyor. Deniz kenarında kocaman kayalar, yolun solunda heyelan bölgesi sarp kayalıklar ve dikenli bitkiler eşlik ediyorlar adımlarıma.

Arhavi yolunda garip bir tabela. Ters yönde mi ne?
Arhavi yolu üzerinde garip bir tabela. Ters yönde mi ne?

Kafamda milyon düşünceler, ruhumda bir daralma hissi, ağzımda binbir küfür ile Arhavi öncesi bir köye denk geliyorum. Yol kenarında bir evin önünde oturan amcalar var. Dayı diyorum su var mı su? 🙂 Çeşmeyi gösteriyorlar, çantamı atıyorum sırtımdan ve elimi, yüzümü, kolumu, botlarımı, şapkamı sokuyorum suyun altına. Hava halen sıcak, buz gibi kaynak suyu bile bir işe yaramıyor. Nemli hava, buharlaşma falan yok. Suyla serinlemenin bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Yükseklere çıksam mı diyorum, ayı var bu sene, hem de çok diyor herkes. Amcalar çay ısmarlıyor, hararet keser diyerek kendimi avutuyorum. Biraz dinleniyorum, bolca sohbet ediyorum. Amcalara aklımın yerinde olduğunu kanıtlamaya çabalıyorum ama nafile.

Arhavi Beni Bekler

Ana yoldan pişerek yürümeye devam. Artık önümde Arhavi’ye kadar duracak yer yok. Saatim de bana aynı şeyi söylüyor. Durmadan son bir 4-5 km daha yolum var. Güneş batmaya başladı ama gücünden hiç bir şey kaybetmedi. Ana yoldan bir süre daha yürümeye devam ediyorum. Sol tarafta eski Arhavi yolu gözüme ilişiyor. Etrafı yeşilliklerle sarılmış vaziyette. Acaba diyorum, ilerde bir yerde ana yolla birleşiyor mu? Bunları düşünürken bir araç geçiyor eski yoldan. Birden seviniyorum, bariyerlerin diğer tarafına geçip dikenli bitkilerle boğuşarak eski yola iniyorum. İçim biraz daha rahat artık. En azından trafikten uzak, bitkilerin arasında yürüyorum. Tam keyfim yerine geliyordu bir anda yolun üstünde dağınık halde duran kayalar gözüme çarptı. Aha dedim yanlış karar. Sol tarafım heyelan bölgesi, mutlaka gevşek kayalar, taşlar vardır. Gün batımı saatleri de en tehlikeli zamanlardır. Hava sıcaklığı düşmeye başladı mı kayalar da düşmeye başlar. Bu gereksiz düşüncelerle adım atmaya devam ederken sağda solda ayı izleri görmek moralim için hiç yardımcı olmuyordu. Ana yoldan bir hayli aşağıda kalan bu eski yolda kısılıp kaldığımı düşündüm. Gereksiz ve saçma fikirlerle adım atmaya devam ettim. Arada kendimi rahatlatmak için saçma uydurma şarkılar bile söylediğim oldu.

Yolun sonunda eski ufak bir tünel gördüm. Arhavi’ye varmıştım. Gün batmaya başlamış, her yanımdan ter damlamaya devam ediyordu. Telefonumun şarjı ha bitti ha bitecek haldeydi. NonStop Otostop ekibinin kurucularından Hasan’a ulaştım. Merkeze gel abi seni alırım dediğinde içime büyük bir rahatlama çöktü. Misafir olacağım bir yer, sıcak su, kıyafet temizliği, güzel bir yemek ve yeni tanışılan arkadaşlarla bol bol sohbet etmek anlamına geliyordu.

Uzun yolculuğun sonucu güzel bir uyku. Teşekkürler Muhammet
Uzun yolculuğun sonucu güzel bir uyku. Teşekkürler Muhammet

Arhavi meydanda buluşuyoruz Hasan’la. Eve götürüyor beni, annesinin hazırladığı inanılmaz lezzetli yemeklerden ikram ediyorlar. Tıka basa karnımı doyuruyorum. Eli bol insanlar, son tabağı yerken artık zorlandığımı hissediyorum. Mahçup bir şekilde az biraz yemek arttırıyorum. Hasan’ın ailesi ile koyu bir sohbete dalıyoruz. Babası ile atmacaları konuşuyoruz, çay işini konuşuyoruz. Planlarımı anlatıyorum. Bana cesaret veriyorlar. Takdir edilmek güzel duygu.

Yeni bir abiler fenomeni. Soldan sağa Muhammet, Onur, Ben, Hasan ve Metin
Yeni bir abiler fenomeni. Soldan sağa Muhammet, Onur, Ben, Hasan ve Metin

Geceyi Hasan’ın berber arkadaşı Muhammet’in evinde geçiriyoruz. Bu tarafa yolunuz düşerse İmaj erkek kuaförüne bir uğrayıp güzel bir traş ve yol sohbeti yapabilirsiniz. Muhammet de her fırsatta bisiklet turu yapan bir gezenti. Tüm yorgunluğuma rağmen sıcak bir duş, kıyafetleri yıkamak rahatlatıyor beni. Gece geç vakte kadar sohbet, muhabbet. NonStop Otostop ekibinin yol videolarını izliyor ve sonunda taş gibi bir uykuya dalıyorum.

Hakkında Güneş AKDOĞAN

10 yıldır hayal kurdum, planlar yaptım, herkese anlatıp durdum. İstediğim tek şey Dünya’yı görmekti. Bize gösterilen yerleri değil, adını duymadığım, komşu şehirde yaşayanların bile bilmediği yerleri görmek istedim. 2 Ocak 2012 tarihinde hayal kurmayı bıraktım, sırtçantamı yüklendim ve yola çıktım. Binlerce km yolu yürüdüm, okyanusu yelkenle geçtim, yağmur ormanlarında yaşadım.

İlginizi Çekebilir!

Ben ve hasır şapkam birlikte çok mutluyuz.

Anadolu Kıyılarında İlk Adımlar – #KıyıKıyıAnadolu

Yaklaşık bir yıldır planını ve hazırlıklarını yaptığım Anadolu kıyılarında yürüyerek yapacağım seyahatim için ilk adımlarımı atmaya …

6 Yorumlar

  1. Olmak istediğim en son yerlerden birinde güneşin altında,aşırı sıcakta,asfalt yolda yürürken yazdıklarını okuyunca ben bunaldım.Güneşi,sıcağı hiç sevmem,epey eziyet çekmişsin gerçekten.

  2. İbrahim ÇETİNER

    Merhaba Güneş bey, faaliyete ara mı verdiniz? Yürüyüşünüzü takip edemiyoruz. En son 20 Temmuz’da paylaşımda bulundunuz. 🙂 Şu an nerelerdesiniz?

  3. kıyı kıyı Anadolu’ya başlamışsınız Güneş bey, hayırlı olsun. Yazılarınızı keyifle okuyorum. takipteyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir